Özelleştirmeler, 1980 darbesinden sonra Özal ile birlikte başladı. Yaşı tutanlar, hatırlayacaklar, Özal ile Halkçı Parti genel başkanı Necdet Calp arasında, TRT ekranlarından ‘köprüyü satma’ kavgası yaşanmıştı. Özal, Boğaziçi köprüsünü satacağını söyledi. Calp, ise sattırmayacağını söyledi. O dönemde özelleştirmenin ne anlama geldiğini bilmeyenler, köprünün satılmasına sıcak baktılar. Çikita muz ithalatı ve cebimizde dolar olacağı için sevincimiz sonsuzdu. Şimdi sağlık kuruluşlarımızın özeleştirilmemesi için, Sağlık İl Müdürümüz Doç. Dr. Yaşar Bildirici’ye güveniyoruz. Kendisi de güvencemizin kendisi olduğunu söylüyor.
ET Mİ ÜRETİR?
Sonra ne oldu? Siyasetin sağında veya solunda olanlar, bu kez “devlet ayakkabı mı üretir. Et mi üretir” diyerek, hep birlikte özelleştirmelere hız verdiler. Kısa süre sonra Ankara’dan sonra Kars’a doğru yollarda görülen sığı ve koyun sürüleri ortadan kalktı. Bugün halen dünyanın öbür ucundan bilmediğimiz etleri ülkemize getirerek, et açığımızı kapatmaya çalışıyoruz. Avrupa’nın her yerinde kıymanın kilosu 300 ile 400 lira arasındayken, bizde kaç para olduğunu et alma imkanı olanlar biliyor. Kız kardeşim söyledi. Mahalledeki iki kasaba gidiyor ve et bulamıyor. Kasapta et satmakta zorlanıyor.
Çin’den ayakkabı getiriyoruz. Geçen gün iki arkadaş bir al bir öde kampanyasından yararlanarak, kendilerine birer çift ayakkabı almışlar. Türk malı olması ile övündüler. Türkiye’de Türk malı bulduğumuzda seviniyoruz. Devletin ayakkabı üretmemesinin yansıması böyle oluyor.
GELDİĞİMİZ NOKTA
Eskişehir’de sağ ve sol partilerin koalisyonda Eskişehir’de Et Balık Kombinesi satıldı. Muttalip’deki bu yer Türkiye’ye hizmet ediyordu. Başbakan yardımcısı Murat Karayalçın’dı. Özelleştirmelerde imzası var. Ogün ses çıkarmayan Eskişehir’deki siyasetçiler, bugün özelleştirme denildiğinde karşı duruyorlar.
Bugün Eskişehir’de mezbaha sorunu olduğu her kesimden söylüyor. Eskiden devletin en çok kesim yapan mezbahalardan biri Kırka’daydı.Bugün karşı çıkanlar, Et Balık Kurumu’nun Eskişehir mezbahasının satılmasına o gün karşı çıksalardı. Bugün büyük bir mezbahamız vardı. Satılmasın, kapatılmasın diye o dönemde çalıştığım Milliyet gazetesine ne haberler yapmıştım.
MÜDÜRÜN SÖYLEDİKLERİ
Hava Hastanesi, karşısındaki alan, Sivrihisar’daki Sağlık Merkezi ile Gökmeydan mahallesindeki yıkılan devlet hastanesinin arsasının özelleştirileceği açıklandı. Eskişehir’de de tartışma başladı. Uzun yıllar Eskişehir ile çevre illere sağlık hizmeti sunan Devlet Hastanesinin yerine, yine devlete ait bir sağlık kuruluşu yapılacağı açıklanmıştı. Hava hastanesi ile birlikte özelleştirme listesine alınması tabii ki, Eskişehir kamuoyunun tepkisine den oldu. AK Parti il başkanı ve Sağlık Bakanlığının özelleştirme olmayacak açıklama yüreklere su serpse de, net sonuca bağlandığını düşünmüyorum. Buralar özeleştirilirse, AK Parti açısından Sivrihisar ve Günyüzü kaleleri de gider.
BEN BURADAYIM
Sağlık Müdürümüz Yaşar Bildirici ile 40 yıllık bir dostluğumuz var. Başarılı çocuk doktorluğunu, Devlet hastanesi başhekim yardımcılığında çalışmalarını biliyoruz. Sonrasında tabii ki, Şehir Hastanesi kuruculuğu ile il Sağlık Müdürlüğünde başarılarına da şahit olduk. Kendisi ile eski günleri konuştuk. Son yıllarda sağlık alanında Eskişehir’e yapılanları anlattı. Yapılacakları da söyledi. Mesela, hemen karşıda yıkılan sağlık ocağı diş polikliniği oluyor. Ben Yunus Emre Hastanesinin Eskişehir için bir kazanç olduğunu düşünüyorum. Bu hastanede de son aylarda ciddi yatırımlar yapıldığını öğrendik. Kısacası, Yaşar Bildirici Eskişehir’de sağlıkta özelleştirmeler olmayacağını söyledi. Biz kendisine inanıyoruz. Her şey Eskişehirlinin yaşam standartlarının yükselmesi için yapılacak.