Bugünkü yazımın başlığını çok düşündüm. Yılmaz Hoca siyaseti bıraktığını açıkladı. Bu konuda yazılan bu yazının başlığını ne koymalıydım? Nihayet, oh be, 27 yıl sonra beklenen sonuç. Bence hiçbiri değil, rektörlüğünden bu yana ve 1999 yılından itibaren de iç içe yaşadığımız Yılmaz Hoca, son seçimde CHP’nin kazığını da gördükten sonra kesinlikle siyaseti bırakmaz.

İLK DERGİ

Bilenler bilir. Bir dönem kanki konumunda olduğumuz Yılmaz Hoca ile mahkemelik olduk. Yılmaz Hoca mahkemeye AK Partiye yakın olduğuma dair dilekçe sundu. En az bende Hoca kadar inatçı olduğum için, mahkemeye 12 Eylül’den sonra Türkiye genelinde ilk sol dergiyi ben, bir grup arkadaşım ile birlikte çıkardığımı ve derginin aylık 16 bin tiraja ulaştığını ve 12 Eylülcüler tarafından kapatıldığını söyledim. Bu dilekçem mahkemenin arşivinde duruyor. Ve de dilekçeme ekledim. Ben bunları yaparken, Yılmaz Hoca’nın darbenin liderine heykel yaptığını dile getirdim. Kendimce tarihe bir nokta koydum. Dergiyi çıkardığımda 22 yaşında olduğumu da hemen ekleyelim.

KENDİ İSTEĞİ İLE OLMADI

Hemen şunu da bugünkü yazımda belirtmem gerekir. Yılmaz Hoca olmasaydı, bugün Eskişehir üç üniversiteye sahip olmazdı. Hatta Afyon, Bilecik ve Kütahya da üniversiteler için sağlam alt yapı olmazdı. Üç ilimizdeki üniversitenin temeli de, Anadolu Üniversitesinin eseridir. Yılmaz Hoca’yı kızdırmaya da gelmez. Bilecik Gülümbe de açılan yüksekokulun hocasına kızarak, hocanın elektrik ve susuz kalmasına neden olmuştu. Milliyet de çalışırken buradan giderek haber yapmıştım. Bugün Türkiye Eskişehir’den söz ediyor, örnek şehir olarak gösteriliyorsak, Yılmaz Hoca’nın payı büyüktür.

FETHİ HEPER

Gelişi güzel bir şikayet üzerine, Türkiye’de aynı konumda çok rektör varken, sadece Yılmaz Hoca rektörlük görevinden alınmıştı. Yılmaz Hoca ne yapacaktı? En verimli çağında evde mi oturacaktı? Siyasette, 12 Eylül’ün darbecilerine bile pabucu ters giydirmişti. 1999 öncesinde rektörlük görevinden henüz ayrılmadan önce Yılmaz Hoca, çok değer verdiği ve de şehrin çok sevdiği Fethi Heper’in ANAP’dan belediye başkan adayı olmasını sağladı. Kendine yakın medya ile destek verdi. Yılmaz Hoca, bir anlamda Heper’in adaylığı ile ilgili siyaset dünyasını ele aldı. O dönemde Türkiye’de belediyelerde SHP rüzgârı vardı. Selami Vardar yüzde 42 oy alırken, Fethi Heper’in yüzde 20’lerde kaldığını hatırlıyorum. Ama Yılmaz Hoca, siyaset dünyasını taramıştı. Geleceğin şeklini çıkarmaya çalışıyordu. Kısacası, siyaset alemini tanıyordu.

KENDİSİ ÇIKMALIYDI

Yılmaz Hoca zaten siyasetin içindeydi. Direkt girişi ise 1999 yılında oldu. Belediye Başkanı mı? Milletvekili mi? olacaktı. Onun gönlü milletvekili olarak, Milli Eğitim Bakanı olmaktı. Kendisine el veren kişi de bu yolu denemişti. Kader, daha doğrusu Ecevitler onun Büyükşehir Belediye başkanı olmasını istiyordu. Eğer, Yılmaz Hoca Ankara’ya giderse, onu kimse tutamaz. En tepe noktalara ulaşabilirdi.

KAÇ YIL YAPAR?

O dönemde halen mesleğimizi sürdüren bazı arkadaşlarımız, Eskişehir’de belediye başkanlarının iki dönem üst üste belediye başkanlığı yapmadığını yazıp duruyorlardı. O dönemde yakından tanıdığım bir hemşerimiz, Yılmaz Hoca’nın belediye başkanlığını istediği zaman bırakacağını söylemişti. Bende hatta bu hemşerimize “ Bu seçim, kazanırsa devam eder” demiştim. O hemşerimizde, Hocanın istediği kadar seçimi kazanacağını söylemişti.

CHP’NİN FRENİNE KADAR

Yılmaz Hoca’nın rektörlüğü de dahil, Eskişehir hizmetlerini artı ve eski yönlerini objektif olarak ele almalıyız. Hocayı değerlendirirken, iki artı ikinin dört etmeyeceğini bilmemiz gerekiyor. Hoca’nın Baykal ve Kılıçdaroğlu döneminde CHP’ye geçişini kendisi ile yaşamış en yakın kişiyim. Eskişehir’in 40 yıllık CHP’lileri bile Hoca CHP’ye geçtikten sonra haberleri oldu. Bazıları da engellemeye çalıştı. Bugün CHP kadrosundan danışman olanlar, o dönemde DSP’de kalmışlardı. Kılıçdaroğlu döneminde, herkesin beklentisi Yılmaz Hoca’nın cumhurbaşkanlığı adayı olmasaydı. Ülkede birkaç gün içinde aday değişti. İkincisi ise son seçimde CHP’nin Büyükerşen’i istememesidir. Gelecekte CHP’nin tarihinde çok tartışılacak iki olay Yılmaz Hoca’nın aday yapılmaması konusu olacaktır.

Şehrimizde gazeteci atamalarına bile karışan Yılmaz Hoca, siyasetten çekilmez. Gelecek seçimlerde CHP yine Hoca’nın kapısını çalar. Yuh artık demeyin. Bekleyin görün. Hoca’nın bu açıklamasından sonra, Hoca’yı dışlamaya çalışan CHP’liler dikkatli olmalıdır diye düşünüyorum. Allah, Hoca’ya uzun ömür versin.