Bir yılı daha geride bırakıyoruz. Takvim yaprakları değişiyor fakat mutfaktaki yangın, cüzdandaki eksilme hızla devam ediyor. Asgari ücret belirlendi. Yüzde 27 ‘lik bir zamla 28 Bin 75 TL oldu. Açlık sınırının altında kalan bir asgari ücret ile yeni yıla giriyoruz. Sabit ücretlilerimiz ve de özellikle emeklilerimiz yeni yıla sanki sevinçten çok yorgunluk, umuttan çok endişe ile giriyorlar.
Hayat pahalı. Market raflarında fiyatlar neredeyse günlük değişiyor. Dün alınabilen bugün pahalı, bugün alınabilen yarın daha pahalı oluyor. Kiralar maaşları çoktan geride bıraktı. Elektrik, su, doğalgaz faturaları artık ev bütçesinin sıradan kalemleri değil; ayın kaderini belirleyen rakamlar oldu.
Kur yükseldi. Kur yükseldikçe akaryakıt başta olmak üzere her şey zamlandı. Girdi maliyetleri yükseldi, üretim pahalılaştı, bu da doğrudan vatandaşa yansıdı. Zamlar bir noktada durmadı, zincirleme şekilde iğneden ipliğe hayatın her alanına yayıldı. Buna karşılık maaşlar, kâğıt üzerinde artmış gibi görünse de alım gücü olarak gerçekte eridi.
Vergiler, harçlar, cezalar artırıldı. Vatandaşa neredeyse her adımda bir bedel, her işlemde bir ek yük bindirildi. Asgari ücretli için ayın ilk haftası umut, son haftası adeta borç oldu. Emekliler için ise geçinmek artık matematikle değil mucizeyle açıklanmaya çalışılıyor. Beklenen zamlar ya gelmedi ya da beklentinin çok altında kaldı. Sürekli sabır istendi, fedakârlık beklendi.
Bunu görmezden gelmek kimseye fayda sağlamaz. Gençler hayal kurmakta zorlanıyor, aileler çocuklarının geleceğinden endişeliler. Ülkemizde nice ekonomik krizler, yokluklar, belirsizlikler yaşandı. İnsanlar defalarca sıkıntıya düştü ama ayakta kalmayı bildi. Bunu sağlayan şey sadece rakamlar değildi. Dayanışmaydı, vazgeçmemekti.
Umut; sadece beklemek değil, talep etmektir. Hakkını istemek, adalet aramak, daha iyisini mümkün görmek demektir. Umudu kaybetmek; her şeye razı olmak demektir. Hayat pahalılığını kader, maaşların erimesini normal görmek demektir. Sessizleşmek, alışmak, kabullenmek demektir. Oysa hiçbir sorun, konuşulmadıkça ve sorgulanmadıkça çözülmez.
2026’ya girerken belki mucizeler beklemiyoruz. Ancak daha yaşanabilir bir hayat talep etmek halen elimizde. Unutmayalım ki; umudu kaybetmek bu yükleri kalıcı hale getirir.
Daha iyi yaşamayı, daha çok mutlu olmayı umut ederek herkesin yeni yılını kutluyorum.
Sağlık ve mutluluk dileklerimiz olsun; 2025’ten 2026‘ya…