Bu yıl babalar günü ile Atatürk’ün Eskişehir’e ilk gelişi bir araya geldi. Bir anlamda Atatürk de ‘milletin babasıdır’. Bugün çevremize ve dünyanın haline baktığımız da “Atatürk olmasaydı, ne olurduk” diye soruyoruz. Atatürk’e en mesafeli olanlar bile dünyanın şu haline bakıp, Atatürk’ü yerli yerine oturtuyorlar, ona gerekli değeri geç verdikleri için öz eleştiride bulunuyorlar.
İSTANBUL’DAN SONRA
Milli mücadeleye giden yolda, beş büyük savaş işgalcilerle Türk ordusun arasında Eskişehir topraklarında geçmiştir. Her şehir, kasaba, köy, mezra kurtuluş savaşına büyük destek verdi. Eskişehir’in desteği bir başka oldu. Atatürk yurdun her karışını ziyaret etti. Ancak, İstanbul’dan sonra en çok Eskişehir’e 23 kez geldi. Yani, Eskişehir’in bu anlamlı günü kutlaması için çok neden var. 23 kez ziyaret edilen bir yer cumhuriyetin kurucularının gözünde önemli bir yerdir. Kütahya ve İnegöl’e bağlı bir kasaba olan Eskişehir’de, Cumhuriyetin kurulmasından sonra gelişmesini sürdürdü. Eskişehirliler olarak Atamıza ve cumhuriyete borcumuz büyüktür. Hepimiz bunun bilincinde olmalıyız.
SUYUMUZDA ATATÜRK’TEN
Atatürk bir Eskişehir ziyaretinde, tren garında bir bardak su ister. Kaynamış ve soğutulmuş, kaplıca suyu ikram edilir. Atatürk önce şehrin belediye başkanı Kara Kamil lakaplı, belediye başkanına suyun öyküsünü sorar. Atatürk,” bu olmaz. Bir kaynak suyu bulunmalıdır” diye talimat verilir. Hemen harekete geçilir. Türkmen dağlarından Kalabak suyu o günün koşullarında Eskişehir’e getirilir.10 bin nüfuslu bir kasaba olan Eskişehir’in birkaç deposuna kalabak suyu verilir. Düzenlenen törende ‘Kara Kamil’in okuyacağı notlar, muzip bir Eskişehirli tarafından alınınca, belediye başkanı da “ Ne ettik, gettik. Kalabak suyunu getirdik” der ve ahalinin kendisini alkışlamasını ister. Yıllar geçer, kayıp ve kaçaklara rağmen hat yenilenmez. Şehre gelen kalabak suyu hattı, Yılmaz Büyükerşen döneminde yenilenir. Bugün için Türkiye’nin en iyi birkaç suyundan biri olarak gösterilen ve Eskişehir’de kaynak sularının pahalı satılmasını engelleyen, kalabak suyu hepimizin gözdesidir. Suyumuzdan vazgeçmeyiz. Atatürk olmasaydı da, bu suyu içemeyecek. Termal sularını, kaynatıp, içecektik.
2 YIL EZAN OKUNMADI
Kurtuluş savaşı yıllarında Yunanlılar ve İngilizler tarafından işgale ve zulme uğrayan Eskişehirli Cumhuriyetin ilanına giden yolda hep Kuvvayi Milliye’ye destek verdi. Yunanlıların İzmir’i işgalinde ilk kınama mitingi Eskişehir ve İstanbul’da yapıldı. Eskişehir’de yaşayan bir doktor hemşerimiz, Eskişehirlileri gar meydanında bir araya getirerek, kınama mitingi yaptı. Kurtuluş savaşı yıllarında bu doktorun işgal kuvvetleri tarafından şehit edildiğini öğrendik. İzmir’e Yunan ordusunu çıkmasından sonra, bazı şehirler Yunan kralına fahri hemşerilik beratı verirken, Eskişehirliler mücadeleyi seçti. Beş önemli savaş gördü. 2 yıl işgal nedeniyle Eskişehir’de ezan okunmadı.
ESKİŞEHİR’DE DÖNEN TALİH
Beş savaşın en önemlisi İnönü Savaşlarıydı. 2. İnönü zaferinden sonra İsmet Paşa’nın,” Yunan kuvvetleri, cephelerini Türk ordusuna terk ediyor. Bozüyük’ten dumanlar yükseliyor” telgrafına karşılık Atatürk, 2. İnönü savaşlarında Türk’ün o güne kadar ters giden talihinin yenildiğini söylemiştir. Atatürk tarafından Eskişehir’in başkent olması da gündeme geldi. Ankara’nın daha iyi olacağına karar verilince, Eskişehir’in başkentliğinden vazgeçildi. Bugün Eskişehir birçok konuda ilklerin şehriyse, Atatürk ve cumhuriyete borçlu olduğumuz anlamı da çıkar.
BÜYÜK ÖRGÜTÇÜ
Mustafa Kemal, Nisan 1906’da Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’nin Selanik şubesinin kuruluş toplantısında arkadaşlarına şöyle seslenir: “Arkadaşlar! Gerçi bizden evvel birçok teşebbüs yapılmıştır. Fakat onlar muvaffak olamadılar. Çünkü işe teşkilatsız başladılar. Biz kuracağımız Teşkilat ile bir gün mutlaka ne olursa olsun muvaffak olacağız. Vatanı, milleti kurtaracağız.” Kuvayı Milliye teşkilatının önemi bunun için büyüktür.