Türkiye’nin 2025 yılı trafik röntgeni çekilmiş. İçişleri Bakanlığı verilerine göre, geçtiğimiz yıl meydana gelen kazalarda 3 bin 481 kişi olay yerinde yaşamını yitirirken, yaklaşık 460 bin kişi yaralanmış. Rakamlara bakarsanız gerçek anlamda bir felaket. Göğüs göğse çarpışmaların olduğu kara savaşlarında bile bu kadar insanı 1 yılda kaybetmezsiniz… Ama ne yazık ki trafik kazaları diyemiyorum, trafik cinayetleri diyorum.
Hatırlayın daha birkaç hafta önce Eskişehir’de 3 gencimizi 75. Yıl Mahallesi’nde sıradan bir kazada değil tam anlamıyla trafik cinayeti olarak isimlendirebileceğimiz bir kazada kaybettik. Birilerinin yarış keyfine kurban verdiğimiz 3 gencimizin acısı yüreğimize oturdu… Türkiye genelinin aksine Eskişehir’de kaç kaza yaşandı kaç can kaybı verdik istatiksel olarak bilmiyorum. Ancak trafikte yaşananların Türkiye açısından çok iyi okunması ve değerlendirilmesi gerekir. Bazen uyarıların işe yaramadığını cezaların bile caydırıcı olmadığını herkes değerlendiriyor…
Kazaların nedenleri arasında baş şüphelinin “Sürücü Hataları” gösteriliyor. Kazaların nedenleri incelendiğinde, teknolojik gelişmelere ve artan denetimlere rağmen insan faktörünün en büyük risk unsuru olduğu görülmüş. Bu risklerde şöyle sıralanıyor:
Hız Sınırı İhlali: Hava ve yol şartlarına uygun hızda seyretmemek en yaygın hata oldu. Geçiş Önceliği: Kavşaklarda ve geçitlerde kuralların ihlal edilmesi ölümlü kazaları tetikledi. Şerit Disiplini: Hatalı şerit izleme ve ani manevralar kazaların ana nedenleri arasında yer aldı.
Bu üç temel hatanın en aza indirildiğini varsaysak bile önceliğimiz trafikteki magandalığı önlemek olmalıdır diye düşünüyorum. Kabahati sadece bu üç maddede toplayarak sorunun kesin çözüme kavuşturulduğunu söylemek öylesine zor ki…
Örneğin üç gencimizi hayattan koparan 75’inci Yıl Mahallesi’ndeki olaya kaza diyebilir miyiz sizce… Ya da Balıkesir’de Üniversite öğrenimi için bulunan ve okul yolunda yaya geçidi üzerinde bir aracın çarpması sonucu ağır yaralandıktan sonra hastanede hayatını kaybeden Eskişehirli kızımız Sena Çevir’in olayına kaza diyebilir miyiz?
Bu tür olaylarda ateş sadece düştüğü yeri yakıyor. Biraz empati yapalım bu tür kaza diye nitelenen gerçekte çocuklarımızı, gençlerimizi ve insanlarımızı hayattan koparan olayları kendimizin yaşadığını Allah Korusun düşünelim… Kaza dediğimiz şey kesinlikle istem dışı ve kendi kontrol mekanizmamızın zayıfladığı bir anda gelişen olaylar değil midir?
Kurallar belli. Hız sınırları, yaya geçitleri, sinyalizasyon sistemi ve trafik işaretleri ve işaretçilerine uymak bu kadar mı zor? Alkollü araç kullanılmayacağını insanlar bilmiyor mu? Bile bile yapılan ihlaller sonucu meydana gelen olaya kaza denilemez. Yapılan kural ihlallerine yüksek para cezaları kesilerek trafiğe kurban verdiğimiz kayıplarımızın önüne geçmek ne kadar mümkün?
Elbette her olayı toptancı bir anlayışla değerlendiremeyiz. Ancak kayıplarımızı önlemenin iki temel prensibi eğitim ve denetim olmalıdır. Eğitimi ve denetimi yeterince önemsediğimizde trafik cinayeti olarak nitelendirebileceğimiz olayların önüne çok daha hızlı ve sonuç alıcı şekilde geçebilir ya da azaltabiliriz…