Atatürk, milletimizin kaderini değiştirmekle kalmadı. Yön verdi. Bir anda, ülkemizi bir yüzyıl ileriye götürerek, başka milletlerle eşitlenmesini sağladı. Evrensel ilerlemenin simgesi Atatürk’ü bugünde dünya sahip çıkıyor. Mesela Çin, Atatürk’ün politikalarını takip ettiklerini belirerek, okullarda Atatürk ile ilgili ders kitaplarını uzun yıllardır okutuyorlar.

Atatürk’ü ne farklı kılmaktadır. Hem savaş meydanlarındaki zaferleri hem de bir milletin modernleşmesi için verdiği mücadele, onu diğer liderlerden farklı kılmaktadır. Onun fikirlerine bağlı olacağımıza, gereksiz yere onu tartışıyoruz. Kurucu liderini hiç ortada bir neden yokken, tartışmaya açtırmak ona zarar vermez. Bu işi yapanlara zarar verir. Atatürk en basit anlatımla, geleceğimizdir.

TÜRK’ÜN İKİNCİ ÇIKIŞI

Osmanlı’nın çöküşü ile batılılar emellerine ulaştıklarını zannetmişlerdi. Şimdi, Anadolu Coğrafyasında yaşayan Türkleri geldikleri yere, Orta Asya’nın derinliklerine gönderme zamanı gelmişti. Anadolu’ya Yunanlılar çıkarıldı. Ama Lozan da masanın çevresinde batının güçlü olduğu söylenen ülkeleri vardı. İşgali yok eden Atatürk, yeni bir ulusu da ortaya çıkardı. Ergenekon’dan çıkan Türk ulusunun bu ikinci çıkışıydı. Yakın tarihte yaşadığımız olaylara ‘Ergenekon’ gibi isimler verilmesinde, tarihten gelen bir hınç yüzündendir. Atatürk, köhnemiş bir yapıyı akıl ve bilim ışığında yeniden inşa etti. Atatürk’ün “İlelebet payidar kalacaktır” sözü, Cumhuriyetin kalıcılığını vurgular.

O OLMASAYDI

Atatürk’e bugün laf söylemeye çalışanlar, geçen yüzyıl Türklerin sahip olduğu Atatürk olmaması durumunda neler olabileceğini düşünmeleri gerekir. Eğer, Atatürk olmasaydı, bugünkü Türkiye Cumhuriyeti devleti de yoktu. Bizlerde yoktuk. Ülke de, başka bir ülkenin toprağıydı. Hilafetin kaldırılması, kadın hakları, harf devrimi ve laiklik ilkelerinin anayasal temele dayandırılması, onun ileri görüşlülüğünün örnekleridir. Tük kadınına birçok ülkenin kadınından önce haklarını verdi.

DEVRİMLERİN AMACI NEYDİ?

Atatürk’ün “Hâkimiyet, kayıtsız şartsız milletindir” sözü, halkın iradesine dayalı bir devlet kurma amacını ifade eder. Bu ilke, Cumhuriyetin temel maddelerinden biri olarak laiklik ilkesini de beraberinde getirdi. Atatürk, bağımsızlık mücadelesini yalnızca işgalcilere karşı değil, geri kalmışlık, dogmalar ve toplumsal bölünmüşlüğe karşı da verdi.

ÇAĞDAŞLIĞA ULAŞTIK

Atatürk’ün arkadaşları ile birlikte Cumhuriyet’i kurduktan sonra, eğitimden hukuka, ekonomiden kültüre kadar yaptığı devrimler, ulusu çağdaş ve uygarlığa ulaştırdı. Toplumun büyük kesimi Atatürk’ün öneminin ve kalıcılığının daha fazla farkına varmaktadır. Dar bir kesim ise zaman zaman anlamsız çıkışlarla Atatürk’ü hedef almaya çalışıyor. Aslında, gelecek nesillere Atatürk’ü anlatmak, devrimlerini aktarmak ve Türkiye’nin çağdaş uygarlık yolundaki ilerleyişini sürdürmek en büyük sorumluluğumuz olmalıdır. Onun anlatabildiğimiz, yolundan ilerleyebildiğimiz ölçüde, başarıya ulaşırız. Onsuz bir başarı söz konusu değildir.

MİRASA SAHİP ÇIKALIM

Onun fotoğrafları ile uğraşacağımız yerde en başta bize sonra dünya insanlarına bıraktığı mesajına yani mirasına sahip çıkalım. Onun ölümü ile mirasını terk ettiğimiz için, bu hallere düştük. Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk’ün attığı temeller üzerinde yükselmiş ve ancak bu değerlere sahip çıkıldıkça güçlenmeye devam edecektir. Yoksa yerinde sayacaktır. Bugün Türkiye’yi bağımsız ve çağdaş bir ülke olarak ayakta tutan temel değerler, tüm bu ilkelerdir. Cumhuriyet yolundan sapmadan çalışmalıyız. En büyük sorumluluğumuz, onu minnetle anmak, mirasına sahip çıkmak ve Cumhuriyeti geleceğe taşımaktır. Fotoğrafları ile ulaşmak değildir.