Eskişehir’de yaşanan bir olay, işçi hakları ile siyasi çıkarların nasıl birbirine karıştığını gözler önüne seriyor.
Tepebaşı Belediyesi Spor İşleri Müdürlüğü’nde çalışan Hüseyin Özgür Yılmaz, hem işçi, hem de Genel-İş Sendikası üyesi, hem de sendika baş temsilcisi…
Ve bir gece ansızın görevden alındı.
Genel İş Şube Başkanı Coşkun Sakcı tarafından…
Sebep?
Keyfi…
Hiçbir hukuki gerekçesi yok.
Olayın arka planı şöyle.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin Ağustos ayında Şirintepe Mahallesi’nde gerçekleşen mahalle delege seçimlerinde Özgür Bey’in annesi Türkan Yılmaz turuncu listeden aday oldu.
Özgür Bey doğal olarak sosyal medya üzerinden annesine destek verdi.
Bunun üzerine DİSK Genel-İş Başkanı Coşkun Sakçı, telefonla arayarak siyasete karışmadığını ama mavi listeden delege adayı olduğunu ve Tepebaşı bölgesine karışacağını söylüyor.
Ertesi gün Hüseyin Özgür Yılmaz, Ankara Genel Merkez tarafından görevden alınıyor.
Hiçbir suç isnadı yok, hiçbir hukuki gerekçe yok!
Sadece “canı istedi” diye…
Peki, bu çelişkiyi kimse görmüyor mu?
Özgür Bey sırf muhalif bir listeyi destekledi diye cezalandırılırken, bizzat kendisi mavi listeden delege adayı olan Coşkun Sakçı hâlâ görevde duruyor.
Bu nasıl bir çifte standart, nasıl bir keyfilik?
Ve işin daha da vahim yanı…
DİSK’in eski avukatı Talat Yalaz il başkan adayı oluyor ve il delege listesine Coşkun Sakçı’yı yazıyor. Yani siyaseti sendikaya sokan, alt kadrolara politik baskı kuran kişi bir nevi Yalaz’ın girişimiyle harekete geçiyor ve sonuç ortada!
Sırf muhalif diye bir işçi görevden alınıyor.
Sendika mı siyaset mi karışmış belli değil ama adaletin yok olduğu bir tablo oluşmuş.
Buradan açıkça soruyorum.
Böyle bir yapıda, işçinin hakkı, adalet ve sendikanın asli görevi ne hâle geliyor?
Talat Yalaz, sendikayı siyasi oyun alanına çevirmekle kalmadı yanında Coşkun Sakçı gibi keyfi hareket edenleri cesaretlendirdi.
Ve ne yazık ki bedeli hiçbir hukuki gerekçe olmadan görevden alınan Hüseyin Özgür Yılmaz ödüyor.
Bu tabloya sessiz kalmak sendikanın da siyasetin de itibarsızlaşmasına hizmet etmektir.
Eskişehir’de yaşananlar, sendika ile siyasetin birbirine karıştığında işçilerin nasıl ezildiğinin, haklarının nasıl çiğnendiğinin açık kanıtıdır.
Ve bunun sorumlusu açık!
Talat Yalaz ve Coşkun Sakçı.
Neden mi?
Talat Yalaz koltuğunda rahat rahat siyasi hamlelerini yapıyor, Coşkun Sakçı ise adalet terazisini cebine koymuş gibi görevde kalıyor.
Sendika mı siyasete alet oldu?
İşçilerin hakkı mı ayaklar altına alındı?
Kimsenin umurunda değil…
Ama merak etmeyin…
Sendikadaki bu çiftliğin patronları koltuklarında rahat, işçilerin hakkı ise ellerinden alınmış.
Kısacası Talat Yalaz ve Coşkun Sakçı için adalet sadece bir lüks…
Ve ne yazık ki o lüks işçiler için hiç ulaşılmaz.