Bir dönem ülkemiz arka arkaya gelen Prof. Dr. Muammer Aksoy, Turan Dursun, Prof. Dr. Bahriye Üçok, Org. Eşref Bitlis, Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, Prof. Dr. Necip Hablemitoğlu ve Uğur Mumcu suikastlarını konuştu. Aydınlarımız ile birlikte insanlarımızın susturulması ve ülkemizin ele geçirilmesi planlandı. Tabii ki bu plan tutmadı. Prof. Dr. Necip Hablemitoğlu, 23 yıl önce bugün Eskişehir dönüşünde suikast sonucu aramızdan ayrıldı. Necip Hocamızı Eskişehir’e davet eden ekip içindeydim. Hocamız ile son görüşmemiz olduğunu elbette bilemiyorduk. Şimdi, Ankara’da mahkemede dosya yeniden açılıyor. Tetiği çekenin kim olduğunun bulunmasına çalışılıyor.

EŞİNDEN DİLEKÇE

Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu suikastına ilişkin 10 sanığın yargılandığı davaya, Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesinde devam ediliyor. Son duruşma da, tetikçi olduğu öne sürülen bir kişinin olay tarihinde, Kazakistan’da ortaya çıktı. Dava da yeni bir aşamaya gelindi. Hablemitoğlu’nun eşi Şengül Hablemitoğlu, Ankara Cumhuriyet Savcılığına dilekçe vererek, asli faalin kim olduğunun tespit edilmesini istedi.

ESKİŞEHİR’DEN TAKİP

Tam 23 yıl önce yılın son günlerinde o zaman benimde ikinci başkan olduğum ADD Eskişehir Şubesi Prof. Necip Hablemitoğlu’nun katılımı ile bir konferans düzenlemişti. Konferanstan sonra onu tekrar görüşmek dileğiyle, el sallayarak uğurlamıştım. Bugün acaba onu izleyenler var mıydı? O gün konferansta Hablemitoğlu, araştırmalarına göre Türkiye’nin düşmanlarını anlatıyordu. O gün sohbetimizde ‘ Köstebek’ isimli kitabı yazdığını söylemişti. Kitap devlet içine sızmış, başka ülkelerin işbirlikçilerinden söz ediyordu.

Şengül Hablemitoğlu ve ailenin avukatı savcılığın araştırma ile ilgili çeşitli kararlarına itiraz ederken, Ankara 9. Sulh Ceza Hakimliği itirazı kabul ederek, savcılığın kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının kaldırılmasına karar vermişti.

ARAŞTIRILACAK

Hablemitoğlu ailesi ve avukatı tarafından mahkeme tarafından yapılan çeşitli itirazlar üzerine, Hablemitoğlu’nun bir markette görülen kişiler ile Eskişehir’de konferansta görülen üç kişinin aynı kişiler olup olmayacağının tespitine çalışılacak. Ankara’daki dava da Cumhuriyet Başsavcılığı adli emanetlerinde bulunduğu belirtilen 14 Aralık 2002 gününe ait Eskişehir’deki Atatürkçü Düşünce Derneğinin konferansına ilişkin görüntüler ile Hablemitoğlu’nun öldürüldüğü gün uğradığı markete ait kamera görüntülerinin karşılaştırılarak bilirkişi raporu hazırlanmasına karar verilmişti. 28 sayfalık bilirkişi raporu hazırlanarak dava dosyasına gönderildi.

34Raporda, “Sayın Necip Hablemitoğlu’nun öldürülmeden önce 18 Aralık 2002 tarihinde alışveriş yaptığı mağaza görüntülerinde Hablemitoğlu’nun mağaza içerisindeki kasaya yaklaştığı anda Hablemitoğlu’na ilgisi olan 3 kişinin, Eskişehir’de de görünüp görünmediği tespit edilecek. Prof. Dr. Necip Hablemitoğlu’nun suikasta uğramasının üzerinden 23 yıl geçti. Katilleri bulmak Ankara’daki mahkemenin büyük çaba gösterdiği anlaşılıyor.

İP UÇLARI KİTAPTA

Hablemitoğlu, gazeteci kökenliydi. Yani, meslektaşımızdı. Hablemitoğlu, 1977 ve 1978 yıllarında Türkiye dışında yaşayan Türklerin sorunlarını irdeleyen “Dilde, Fikirde, İş de Birlik“ adlı aylık dergi çıkardı. Uzun yıllar çeşitli kuruluşlarda basın müşaviri olarak çalıştı. 1982 yılında YÖK Yasası ile birlikte kurulan Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü’nde araştırma görevlisi olarak çalışmaya başlamıştı. Hablemitoğlu’nun en bilinen çalışmaları arasında, “Alman Vakıfları ve Bergama Dosyası” isimli kitapları vardı. Emperyalistlerle yerli işbirlikçilerini anlattığı bana bahsettiği ‘Köstebek’ isimli kitabı ölümünden sonra yayınlanabildi. Katillerinin ipuçları bana göre bu kitaptadır.

18 Aralık 2002’de evinin önünde katledildi. Üzerinden yıllar geçmesine rağmen faili meçhul kalan Hablemitoğlu dosyası, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden kısa bir süre önce yeniden gündeme getirilmişti. Bu davanın çözülmesi sonrasında belki de diğer aydınların katledildiği davalara da bir ışık tutulabilecek.