“Ezdirmedik” dediler doğrusu “ezilmedik, ezilmeyeceğiz hatta eğilmeyeceğiz” diyenler de var. Neden bahsettiğimi anladınız değil mi? Yeni asgari ücret açıklandı. Rakam kamuoyunun tahminleri ile örtüşen bir rakam açıklandı. 28 bin 75 lira olarak açıklanan yeni asgari ücret kimleri sevindirdi dersiniz? Türkiye’de ortalama ücret haline dönüşen ve insanların geçim mücadelesini, geçim kavgasına dönüştüren açlık sınırı olarak tespit edilen bir rakamın bile altında kalan yeni ücretle ilgili olarak iktidar kanadının dahi öyle iç rahatlığı yaşayarak kabullenildiğine tanıklık etmedim. Ama yine de, “Çalışanlarımızı enflasyona ezdirmedik” iddialarını duyduk.
Zira ülkenin gerçekleri ve içinden geçtiğimiz zor dönemde iktidar partisi tabanını bile memnun etmeyen yeni asgari ücretle ilgili özellikle muhalefet kanadından tepkiler yükseldi. Bu ücretlere en çok itiraz etmesi gereken sendikalardan göstermelik birkaç açıklamanın dışında bir şey duyamadık. Emek kesimini Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda temsil yetkisine sahip ve geçtiğimiz yıl masadan kalkan bu yılda masaya oturmayan sendika temsilcileri, “Biz bu işin böyle olacağını biliyorduk” açıklamasıyla yetindiler. Aslında ezilip ezilmediğimizi yaşayanlar biliyor. Bir yıldır 22 Bin 104 TL olarak uygulanan asgari ücretin 6 bin TL’nin üzerinde alım gücünü kaybetmiş olmasına rağmen bu kayıpları bile karşılamaktan uzak bir ücretin dayatılması elbette kabul edilebilir bir şey değil. Yeni asgari ücretten memnun olması gereken tek kesim aslına bakarsanız işverenler olması gerekirken onların bile yeni asgari ücretten memnun olmadıklarını tahmin etmek hiçte zor değil. Eskiler yaşlanma ile ilgili şöyle söyler; “yıl yılı aratıyor!” Asgari ücret meselesi de öyle, “Her yıl bir önceki yılı aratıyor!”
Yeni asgari ücretle ilgili en çarpıcı değerlendirmeyi Ekonomi uzmanı Mahfi Eğilmez yapmış. Asgari ücretin dolar bazında geldiği rakamı savunanlara karşı Mahfi Eğilmez diyor ki; , “Maaş 625 dolara gider 843 dolara çıktı!” Eğilmez, gıdaya erişimin 2000 yılındaki asgari ücretle daha kolay göründüğünü belirterek. "Her iki dönemde de bu çekirdek aile tek asgari ücretle geçinemez durumda bulunuyor" değerlendirmesinde bulunuyor. Eğilmez ayrıca çalışanların çoğunun asgari ücretli hale geldiğine dikkat çekerek orta sınıfın alt gelir grubuna gerilediğine de işaret ediyor. Eğilmez’in söylediklerinden yola çıkarak artık toplum katmanları arasında gelir dağılımı bakımından tam anlamıyla bir yarılmanın olduğunu söylemek kahinlik olmaz. Çalışanların yarısına yakın bölümünün asgari ücret ve civarındaki bir gelirle yaşam savaşı vermesi kabul edilebilir bir gerçeklik değildir. Milyonlarca asgari ücretli ye birde asgari ücretin yanına bile yaklaşamayan 16 milyon emekliyi eklediğinizde, toplum ortadan yarılmış olmuyor mu? Bir tarafta zenginler diğer tarafta “yoksullar!”
Olması gereken sosyal adaleti sağlayacak, gelir dağılımındaki adaletsizliği ortadan kaldıracak uygulamalar olmalı değil midir? Hatırlayınız bütçe görüşmelerini. Bu ülkede bir grup üst düzey bürokrasi mensubu için 30 Bin TL seyyanen zam talebi gündeme gelmedi mi? Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki milletvekillerinin oyları ile bu talep gerçeğe dönüşmek üzere iken toplumsal itirazın yükselmesi ile uygulamadan vazgeçilmemiş miydi?
Başa dönecek olursak yeni açıklanan asgari ücret ekonomi yönetimi dışındaki kimseyi memnun etmişe benzemiyor. Sonuçlarını hep birlikte görüp yaşayacağımız bir dönemin ayak seslerini duyuyor musunuz? Gündemde olan bitenlere bakmayın asıl sorun geçim derdinde emin olun..