Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, geçtiğimiz günlerde ES TV’ye konuk oldu.

Programda yaptığı açıklamalar, söylenenlerden çok söylenmeyenleriyle dikkat çekti.

Özellikle de “veliaht” meselesi üzerinden.

Kazım Kurt, belediye başkanlığını bıraktığı gün geldiğinde, yerine gelecek ismin ön seçimle belirlenmesi gerektiğini vurguladı ve “Ben partinin iradesine, üyenin iradesine güvenen biriyim” dedi. Ardından da belediye meclisinde bu görevi rahatlıkla yapabilecek pek çok isim olduğunu ekledi.

Hatta iddiasını biraz daha ileri taşıyıp, mevcut meclis üyelerinden 5-6 tanesinin ileride Eskişehir’de yönetici pozisyonlarına geleceğini söyledi.

Ve cümleyi net bir şekilde bağladı:
“Veliaht bizde yok.”

Bu cümle ile Kazım Bey ne anlattı?

Meclis üyelerine atıfta bulunarak, “Veliaht bizde yok” diyerek adresi belli bir mesaj mı yolladı?

İşte tam da bu noktada satır araları devreye giriyor.

Malum Odunpazarı Belediye Başkan Yardımcısı Emre Genç uzun zamandır kulislerde “veliaht” olarak anılıyor.

Daha doğrusu kendisini bu pozisyona oldukça yakıştırdığı biliniyor.

Bu iddiaları yüksek sesle reddetse bile gönlünden geçenin ne olduğu sağır sultan tarafından dahi duyulmuş durumda.

Hal böyleyken, Kazım Kurt’un “veliaht yok” vurgusu ister istemez akıllara tek bir soruyu getiriyor.
Bu sözler Emre Genç’e bir mesaj mı?

Belki isim verilmedi.

Belki “kimseyi hedef almıyorum” denilebilir.

Ama siyasette isim vermeden konuşmak çoğu zaman daha çok şey anlatır.

“Veliaht yok” demek, bir yandan demokratik bir duruş gibi görünürken, diğer yandan da bazı heveslerin fazla büyütülmemesi gerektiğini ima eder.

Yani üstü kapalı bir “çok da ümitlenmeyelim” cümlesi olabilir mi?

Olabilir.

Üstelik ilişkilerin artık eskisi gibi olmadığı da bilinen bir gerçek.

Siyaset dün omuz omuza yürüyenleri bugün karşı karşıya getirebiliyor.

Bugün uyum içinde görünen ekipler, yarın farklı hesapların içinde savrulabiliyor.

Bu yüzden “nasıl olsa arkamda” rahatlığı siyasette en riskli rehavetlerden biridir.

Bu açıklamalar doğrudan Emre Genç’e yönelik olmasa bile dolaylı bir mesaj içerdiği ortada.

En azından “ben seni işaret etmiyorum” demektir.

Öte yandan Emre Genç ön seçime girse bile sandıktan çıkabilecek güce sahip midir?

Malumunuz meclis üyesi adaylığında dahi sandıktan çıkamayacağını bildiği için risk almamıştı.

Dolayısıyla Emre Genç cephesinde bir hayal kırıklığı yaşandığını söylemek mümkün.

Beklentilerle gerçekler arasındaki makas açıldığında kırgınlık kaçınılmazdır.

Eminiz ki Emre Bey…

Küsmüştür, incinmiştir.

Belki yüksek sesle dile getirmez ama siyaset insanının hafızası güçlüdür.

Bu tür cümleleri bir kenara not eder.

Sonuç olarak Kazım Kurt’un açıklaması bize şunu gösteriyor.

Odunpazarı’nda “doğal halef” dönemi kapanmış olabilir.

Artık herkesin şansı eşit, en azından teoride.

Pratikte ne olur, kim öne çıkar, kim hayal kırıklığıyla kenara çekilir.

Bunu zaman gösterecek.

Ama şu kesin.

Siyasette veliahtlık ilan edilmeden önce bozulur.

Ve bazen bir cümle koca bir planı sessizce rafa kaldırır.