Son günlerde Eskişehir gündemini bir “saat” tartışması meşgul ediyor.
AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu’nun Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde taktığı, değeri 9 milyon 2 bin TL olarak iddia edilen saat bir an da siyasi polemiklerin merkezine oturdu.
Özellikle sol cenahtan eleştiriler geldi.
Eleştirilerin haklılığı ya da haksızlığı bir kenarda dursun…
Bu tartışmaya AK Parti cephesinden gelen en net cevap İl Başkanı Gürhan Albayrak’tan oldu.
Albayrak, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Üç kuşaktır sanayici olan Eskişehirli bir iş insanının, kendi emeği ve kazancıyla sahip olduğu değerleri tartışma konusu yapmak en hafif tabiriyle ucuz siyasettir. Şehre değer katan bir sanayiciyi bu sığ polemiklerle yıpratamazsınız. Nebi Hatipoğlu vekilimizin yanındayız.”
Bu açıklama sanıldığı gibi sadece “saate” dair değildi.
Asıl mesaj satır aralarındaydı.
Çünkü bir süredir AK Parti içinde “Hatipoğlu–Albayrak geriliminden” bahsediliyordu.
Kimi makam odalarında, kimi kulis sohbetlerinde, kimi WhatsApp gruplarında aynı hikâye dolaştırılıyordu:
“İl Başkanı ile milletvekili kavgalı.”
“Parti içinde ciddi bir ayrışma var.”
“Bir taraf diğerini tasfiye etmeye çalışıyor.”
Gürhan Albayrak’ın “vekilimizin yanındayız” cümlesi işte bu dedikodulara açık bir cevap oldu.
Netti.
Kısa ama tok bir mesajdı!
Bizim aramızda sorun yok.
Kavga yok.
Gerilim yok.
Saatten bahsediyordu ama aslında şunu söylüyordu:
“Bizi birbirimize düşürmeye çalışmayın.”
Açık konuşayım…
Ben en başından beri Nebi Hatipoğlu ile Gürhan Albayrak arasında yüksek dozlu bir gerilim olduğuna inanmadım.
Ne sert bir kavga, ne perde arkası bir savaş, ne de taraflaşma…
Sadece böyle bir algının özellikle köpürtüldüğünü düşündüm.
Peki, kim köpürtüyor?
“İç mihraklar” diyelim.
Daha fazlasını söylemeye gerek yok, siz anlayın!
Parti içinde kaostan beslenen, en yakınımızda duran, geçmişte hesapları yarım kalmış, hırsını soğutamamış bir ekip var.
Bunlar ne seçim kazanılmasına bakar ne de şehrin menfaatine.
Tek dertleri “ben varsam düzen bozulur” hissi yaratmak.
Çırpınmak!
Varlığını kabul ettirmek…
Birkaç kişi üzerinden dedikodu üretir, iki ismi karşı karşıya getirir, sonra kenara çekilip yangını izlerler.
Dikkat ederseniz bunu muhalefet yapmıyor.
Bunu kendi içlerinden yapıyorlar.
Bir dönem ilçe başkanlıkları üzerinden aynı filmi oynadılar.
“Hatipoğlu karışıyor.”
“Albayrak dediğini yaptırdı.”
O gün de söyledim, bugün de söylüyorum.
İlçe atamaları İl Başkanlığı’nın yetkisindedir.
İl Başkanı da doğal olarak kendisine yakın, birlikte yol yürüyebileceği isimlerle çalışır.
Bundan daha doğal ne olabilir?
Ama iç mihraklar durur mu?
Durmaz.
“Acaba kavga mı var?” sorusu üzerinden aynı senaryoyu sinsice sahneye koymaya çalıştılar.
Fakat hesap edemedikleri bir şey vardı.
Gerçekler.
Gerçek şu ki Hatipoğlu ile Albayrak arasında ne bir savaş var ne de bir hesaplaşma.
Asıl sorun, bu iki ismi sürekli karşı karşıya getirmeye çalışanların niyetidir.
Ve asıl tehlike de buradadır.
Çünkü parti içinde bu tarz fitne odakları temizlenmezse mesele iyice büyür.
Bugün ilçe başkanlıkları olur, yarın atama olur, öbür gün seçim listesi…
Bir bahane bulunur.
En sonunda herkes kaybeder.
Bir kanser hücresini zamanında vücuttan atmazsanız, yayılır.
Sessizce yayılır.
Önce bünyeyi zayıflatır, sonra sistemi çökertir.
Ama merak etmeyin…
Bugünlerde saatler konuşuluyor ya, belli ki bazıları hâlâ zamanı okuyamamış.
Oysa saat işliyor.
Kimin niyetinin ne olduğu da zamanı gelince ortaya çıkıyor.
Saat pahalı olabilir…
Ama bazı hesaplar fazlasıyla ucuz.
He birde o iç mihraklar kim mi?
Yarın ararsanız söylerim.
Kimbilir…
Belki de…
En yakınınızdakilerdir.
Kuantum Özge der ki:
“Zaman ilaçtır.”