Eskişehir’in en önemli beş sorununu sıralayın desek, yapılacak herhangi bir ankette trafik sorununun ilk üç sırada, hatta zirvede yer alacağına eminim. Çünkü bu şehirde yaşayan herkes sabah ve akşam saatlerinde yaşanan çileyi birebir tecrübe ediyor.
Zaman zaman bu köşede Eskişehir’in trafik sorununa dikkat çekiyoruz. Özellikle şehir merkezine yığılan araç yoğunluğu artık günlük hayatın sıradan bir parçası olmaktan çıktı, adeta bir işkenceye dönüştü. Mustafa Kemal Atatürk Caddesi’nden Şair Fuzuli Sokak’a, Sivrihisar Caddesi’nden Sakarya Caddesi’ne, Yunus Emre Caddesi’nden Cumhuriyet Bulvarı’na kadar ortaya çıkan manzaralar, teşbihte hata olmazsa, Hindistan trafik görüntülerini aratmıyor.
Hele çevre yolunu görseniz... Sabah ve akşam saatlerinde oluşan kuyruklar karşısında insanın sabrı tükeniyor. Yıllardır Eskişehir’in ihtiyaç duyduğu yeni ve sağlıklı bir çevre yolu için yapılan çağrılar ne yazık ki karşılık bulmuş değil. Artık şehir içi bulvarına dönüşen mevcut çevre yolu, yükünü taşıyamaz hale geldi. Geçtiğimiz günlerde otobüste yan yana yolculuk yaptığımız bir tanıdığımızın söylediği söz aslında durumun özeti gibiydi: “Allah razı olsun, iyi ki Kemal Unakıtan zamanında bu yolu üç şeride çıkarmış. Yoksa bugünleri düşünemiyorum bile.”
Gerçekten de öyle...
AK Parti yetkilileri her fırsatta Eskişehir’e yapılan milyarlarca liralık yatırımlardan söz ediyor. Şehre verilen önemi anlatıyorlar. Elbette yapılan yatırımları inkâr etmek mümkün değil. Ancak konu çevre yoluna geldiğinde aynı kararlılığı görmek ne yazık ki mümkün olmuyor. Benzer bir tablo yerel yönetimler açısından da geçerli. Yirmi beş yıllık dönemde tramvaylar yapıldı, parklar kazandırıldı, şehrin görünümünü güzelleştiren birçok çalışma hayata geçirildi. Bunların hepsine eyvallah... Ancak nüfusu ve araç sayısı sürekli artan bir şehirde yeni ana arterler, yeni bulvarlar ve alternatif ulaşım koridorları oluşturulamadı.
Peki bütün bunları neden yazıyorum? Çünkü TÜİK verilerine göre Eskişehir’de trafiğe kayıtlı araç sayısı 402 bin 599’a ulaşmış durumda. Üstelik bu rakam her geçen gün artıyor. Araç sayısı yükselirken trafiği rahatlatacak yatırımların gecikmesi, bugün yaşanan sıkışıklığı yarının içinden çıkılmaz krizine dönüştürecektir. Şu an bile trafik yoğunluğu sadece yollarda değil, kaldırımlarda da hissediliyor. Araç işgalleri yüzünden yayalar yürüyemez hale geliyor. İnsanlar trafik çilesinden kurtulabilmek için scooter, elektrikli bisiklet ve küçük motorlara yöneliyor. Ancak bunlar çözüm değil, sorunun büyüklüğünü gösteren geçici kaçış yolları. Bazıları araç sayısındaki artışı görünce, “Demek ki millet zenginleşmiş” diyebilir. Oysa şehir içi ulaşımda tam bilet ücretinin 40 liraya ulaştığı bir dönemde insanların kendi ulaşım çözümünü üretmeye çalışmasını başka türlü yorumlamak da mümkün değil. Bu tablo zenginliğin değil, zorunluluğun ve plansızlığın sonucudur.
Artık günü kurtaran çözümlerle vakit kaybetme lüksümüz kalmadı. Eskişehir’in uzun vadeli, cesur ve gerçekçi ulaşım projelerine ihtiyacı var. Yeni çevre yolları, yeni bulvarlar, alternatif ulaşım aksları ve geleceği hesaplayan bir şehir planlaması şart.
Çünkü bugün çözülmeyen trafik sorunu yarının en büyük kentsel krizlerinden biri olacak. Ve o gün geldiğinde, bugünden atılmayan her adımın bedelini milyonlarca saatini trafikte tüketen Eskişehirliler ödeyecek. İşte o zaman bu yaşadıklarımıza trafik demeyeceğiz... Tam anlamıyla bir şehir işkencesi diyeceğiz.