Bir sosyal medya kullanıcısı oturuyor, eline telefonu alıyor ve CHP’den nefret ettiğini yazıyor.
Evet, yanlış duymadınız.
Nefret…
Sosyal medyadayız…
Burada insanlar sabah kahvaltısında ne yediğini de yazıyor, akşam kime kızdığını da.
Filtre yok, süzgeç yok!
Hakaret var mı?
Var.
Abartı var mı?
Fazlasıyla.
Yalan yanlış bilgi mi?
O zaten Allah’ın emri…
Şimdi soruyorum.
Her yazılanı ciddiye alacaksak, her öfke cümlesini dava konusu yapacaksak, adliyelere ek bina mı yapacağız?
Mahkeme salonlarını “Twitter 1. Asliye”, “Instagram 3. Ceza” diye mi adlandıracağız?
Önce Koca Çınarlar Grubu suç duyurusunda bulunacağını açıkladı.
Ardından CHP İl Başkanı Talat Yalaz hukuki süreç başlatacaklarını duyurdu.
Sanki biri yarış başlattı.
Hangisi hangisini geçerse diye koşu başladı.
Bu refleks beni gerçekten hayrete düşürdü.
Koskoca Atatürk’ün kurduğu bir parti…
Ülkenin en köklü siyasi geleneği…
Ve bir sosyal medya kullanıcısının yazdığı birkaç cümle için basın açıklaması yapılıyor, muhatap alınıyor.
Bu güç göstergesi mi?
Yoksa tahammül sınırının daraldığının ilanı mı?
Daha ilginci şu…
Bu şehirde AK Partililer tarafından CHP’ye yönelik sayısız paylaşım yapıldı.
Sert eleştiriler, ağır ithamlar, alaycı ifadeler…
CHP bunların hiçbirinde hukuki süreci tercih etmedi.
Ama AK Parti üyesi bile olmayan bir vatandaşın paylaşımı için adliye yolu tutuluyor.
Burada bir tutarsızlık yok mu?
Ya her hakarete dava açarsınız ya da siyasi eleştiriyi biraz daha geniş bir demokrasi penceresinden okursunuz.
Elbette hakaret suçtur.
Elbette kimseye sınırsız bir özgürlük alanı tanınamaz.
Ama siyaset dediğiniz şey biraz da kalın derili olmayı gerektirir.
Hele ki “iktidar alternatifi” olma iddiasındaki bir parti için bu daha da geçerlidir.
Her eleştiriyi mahkeme salonuna taşırsanız, siyaseti hukuk bürolarına devretmiş olursunuz.
Her sert sözü suç duyurusuna dönüştürürseniz, siyasal mücadeleyi savcılık kalemlerine havale etmiş olursunuz.
Ve komik olan şu…
Sosyal medyada yazılan o birkaç cümleden kimsenin haberi bile yoktu.
Belki üç gün sonra unutulacaktı.
Ama şimdi herkes duydu, herkes öğrendi.
CHP kendi kalesine gol atmadı mı, bu çirkin ifadeleri yayarak…
Bazen en iyi cevap, cevap vermemektir.
Bazen en güçlü duruş, görmezden gelmektir.
Ama biz ne yapıyoruz?
Bir paylaşımı büyütüyor, basın açıklaması yapıyor, hukuki süreç başlatıyor ve sonra “neden gündem değişmiyor” diye hayıflanıyoruz.
Gerçekten merak ediyorum!
Bu kadar enerjiyi sosyal medya kullanıcılarına değil de bu şehrin gerçek sorunlarına harcasak acaba daha verimli olmaz mı?
O halde meseleye net bakalım…
Talat Yalaz da Koca Çınarlar Grubu da bir sosyal medya paylaşımını büyüterek aslında ona değer kazandırdı.
Üç gün sonra unutulacak bir cümle şimdi manşetlik oldu.
Siyaset her söze dava açmak değildir.
Güçlüyseniz görmezden gelirsiniz.
İddialıysanız tahammül edersiniz.
Ama burada gördüğümüz şey özgüven değil, yarış siyaseti.
Bir paylaşım yazıldı diye yarışa girmenin kimseye faydası yok.
Büyüklük küçük şeylerle uğraşmamaktır.