Bizim gazeteciliğe başladığımız yıllarda, Eskişehir’de kadın gazeteci, bir elin parmakları kadar değildi. Şimdi, Eskişehir medyasında kadınların sayısının erkek meslektaşlarına ulaştığını hatta geçtiğini söyleyebiliriz. 2 Eylül’de de kadın gazeteci sayısı erkekleri geride bıraktı. Bu meslektaşlarımız CHP’nin Odunpazarı İlçesinin gecesinde çektikleri görüntüler ile Türkiye’nin gündemine oturdular.

HABERİN ŞANSI

Muhabirin günlerce uğraşarak, yaptığı haber ilgi görmeye bilir. Gazetemizin kadın muhabirlerin CHP gecesinde CHP’nin Eskişehir’de önde gelenlerinin gecede oynadıkları çiftetellinin, üzerine kente yağan yağmur, yetersiz altyapıyı göle çevirirse, haberin şansı tutar. Yağmur ve çiftetelli üzerine AK Parti il başkanı Gürhan Albayrak, esprili bir açıklama yaparsa, haberin de şansı tutar. En çok okunan ve izlenen olur. Bunda da pay sahibi 2 Eylül gazetesinin muhabirleri olur. Gazetecilikte budur. Haberin karşılığını görmektir.

BEN NİYE BAKTIM

CHP il başkanı olmadan önce, Talat Yalaz ile ilk konuşan gazeteciydim. Ben ile konuştuktan üç gün sonra belenmedik bir biçimde CHP il başkanlığı ipini göğüsledi. Çünkü karşısına çıkarılan aday il başkanlığını göğüslemekten çok uzaktı. İl başkanlığını aldıktan sonra Talat Yalaz’ı zor bir süreç bekliyordu Belediyelerle ilgili Türkiye çapındaki eylemlerden tutun, yerel seçimler ve partideki yaşanan süreçlerden hepsinden Talat Yalaz başarı ile geçti. Sonra ikinci parti içi mücadele de rakipsiz kaldı. Tepebaşı ve Odunpazarı ile başkanlıkları ve yönetim kurulu üyeliklerinde anlaşınca, her şey güllük gülistanlık oldu. Bu çizgi dışına çıkanlar ise adaylıklar konusunda başarılı olmadılar.

ÖNGÖRÜ LAZIM

CHP’lilerin Odunpazarı ilçe yemeğine katılamadım. Gazetemizin yemeğe giden muhabirlerin görüntülerini izledim. CHP’nin çiftelisine AK Parti sokakların halini göstererek cevap verirken, ben ise Talat Yalaz’ın bu kadar sahnede performans göstereceğine inanmıyordum. Yerel seçim başarısı, ardından kongre başarısı Yalaz’ın gecede kelimenin tam anlamıyla döktürmesine neden oldu. Belediyeler ne yapsın. Tasarruf tedbirleri var. Kasalarda para kalmadı. Yılmaz Hoca yapılması gerekenleri yaptı. Yeni proje yapmakta bilgi birikim ve öngörü gerektiriyor. Üç yıl daha böyle geçecek gibi duruyor.

PROJEN VARSA

Geçtiğimiz günlerde Eskişehir’de bir sivil toplum kuruluşunun başkanı olan sevdiğim bir hemşerimiz ile karşılaştım. Başkan, belediye başkanlarından randevu alamadığını söyledi. CHP’li ve sivil toplum kuruluşu başkanına niye randevu alamadığını sorduğumda,” Dediler ki, belediye başkanı proje n varsa, randevu veriyoruz. Projen yoksa randevuda yok” dedi. Hani, ortak akıl vardı. Proje üzerine proje konulacaktı. Projeci eski başkanı danışman yaptınız. Şehirde gördüğünüz her proje onun projesidir. Porsuk’tan Tramvaya kadar, yeni ne proje istiyorsunuz. Randevu isteyenleri de geri çeviriyorsunuz. Açık halk günü yapın, konuşun.

CHP’Lİ BAŞKAN

CHP’li sivil toplum kuruluşu başkanı, seçimlerde omuz omuza çalıştığı başkandan randevu alamıyor. Bunun yansıması nasıl olacak. İmamoğlu hakkındaki iddialara kadar partinin içine yuvarlandığı bir kargaşa durumu var. CHP’nin ideolojik çıkmazları da var. CHP’nin bilinen ideoloji dışında merkeze çekilme durumu var. Bunlar ciddi işlerdir. Bunun üstüne omuz omuza çalıştıkları sivil toplum kuruluşlarının başkanları, proje yoksa belediyeye kabul edilmeme durumları ile karşılaşıyorlar. Proje yapmak önce makam sahibinin işidir. Başkan yüz çiçek ve yüz fikir yarıştırarak bir sonuca gider. Yapmak içinde kadro lazım. Türkiye’nin liberalleri, Batıcıları CHP’nin merkeze gelmesini heyecanla bekliyorlar. Başkan da proje arıyor. Üç üniversiteli ve entelektüeli çok olan kentte geldiğimiz nokta gerçekten ilginç. Bu böyle gider mi? Çiftetelliye değil, bu işlere bakmak gerekiyor. Tabii ki, önce altı oku bilmek gerekiyor.