Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek Ocak ayı enflasyon rakamlarının açıklanmasının ardından TÜİK’in açıkladığı rakamları savunurken, “Hava şartları” gerekçesini ileri sürerek, uygulanan ekonomik programın son aşamasına gelindiğini açıklamış.
Programın takvimine dair de iyimser mesajlar veren Şimşek, kalıcı fiyat istikrarının "çıpalanması" aşamasına gelindiğini vurgulamış. Bakan Şimşek, hedeflerinin sadece enflasyonu düşürmek olmadığını, aynı zamanda sürdürülebilir ve yüksek büyümenin kurumsal temellerini atmak olduğunu ifade etmiş.
Teknik tabirler ile işlerin yolunda gittiğini ima etmiş…İşlerin yolunda gitmediğini “Hava şartları” gerekçesini açıklarken ilan etmiş olmasına rağmen kısa sürede, “hedeflerinin sadece enflasyonu düşürmek olmadığını, aynı zamanda sürdürülebilir ve yüksek büyümenin kurumsal temellerini atmak” diye bir U dönüşü de yapmış..
Merkezinde insan olmayan, emekliyi, asgari ücretliyi, dar gelirliyi ezdikçe ezen bir programın ilk aşamasında yaşadıklarımız emin olun son aşamasında başımıza geleceklerinde habercisi gibi. Bu programın geniş milyonları yok sayan ana omurgasının aslına bakarsanız savunulacak bir tarafı yok. Fakirin daha fakir olduğu, zenginin ve aristokratizmin daha da arttığı düzenin son aşamasında fakir fukaraya ne düşecek ki?
20 Bin liralık emekli maaşı ve sadece bir ayda eriyip giden 28 Bin liralık asgari ücretin neresini nasıl iyileştireceksiniz? Daha ne kadar garibi ve yoksulu ezeceksiniz? Emin olun eskiden “askıda ekmek, pazarda çıkma ürün” bulanabiliyordu, ama bugün gidin fırınların kapılarına askıda ekmeği bulabilirseniz aşk olsun size… Şu kadar söyleyeyim ki pazarda çıkma ürünlerin fiyatları bile emeklinin dar gelirlinin alabileceği fiyatların çok üstünde. Gidin pazarlara bakın tezgahlar öylesine küçüldü ki… Çünkü pazarcı da halden aldığı ürünü satacak müşteri bulmakta zorlanıyor. Döneminizde en parlak cirolara sahip olan üç harfli marketlerin reyonlarındaki konseptlere bir bakın inanmıyorsanız. Çok sıradanlaşan ama fiyatları her gün artan ürünlere insanlar el sürmeye korkuyorlar.
Açık bir ifade ile “sürdürülebilirlik” dediğiniz tek bir şey kaldı: “fakirlik-yoksulluk!” Sayın Şimşek diyor ki, “ekonomi büyüyor!” Eyvallah büyüyor büyümesine de bu büyümeden fakir fukara neden beklediği payı alamıyor. Bugüne kadar size kayıtsız şartsız destek verenler bile utanmasalar sokağa çıkıp bağıracaklar. Uygulanan ekonomik politikalar sebebiyle umudunu “Karadeniz’deki gaz, Gabar’ da ki petrole” bağlayanlar bile sizi savunamaz haldeler. Daha doğrusu sizi savunmak zorunda kalırken bile traji komik durumlara düşmekten geri kalmıyorlar. Çünkü ortada gerçekten bugüne kadar yaşanmamışların yaşandığı ağır bir tablo var. İktidar temsilcileri ise geçmişteki alışkanlıkları ile umutları öteleyen, “yarınlar bugünden iyi olacak” mesajları ile durumu idare etmeye çalışıyorlar. Deniliyor ki “Hedef sadece enflasyonu düşürmek değil, aynı zamanda sürdürülebilir ve yüksek büyümenin kurumsal temellerini atmak.” Bunun somut örneği nedir? Dar gelirlinin refah düzeyi ne zaman düzelecek? Madem uygulanan programda son aşamaya gelindi, o zaman önümüzdeki sürecin özellikle geniş halk yığınları açısından kazanımları ne olacak? Emekli, dar gelirli, dul ve yetimler nasıl nefes alacak? İnsanlar ne zaman “katlandığımız bunca sıkıntıdan sonra nihayet nefes alabiliyoruz” diyecekler?