Eskişehir’deki PTT Bölge Müdürlüğü’nün kapatılarak bir başka şehre taşınması konusunu CHP İl Başkanı Talat Yalaz ve CHP Milletvekili Utku Çakırözer’in dışında dillendiren de, sahip çıkan da olmadı. Özellikle AK Parti ve MHP’den konuya ilişkin en küçük serzeniş bile duymadık. Demek ki bu şehirdeki bazı kurumların sessiz sedasız bir yerlere nakledilmesi “önemsiz” görünmüş ki diye düşünmeden edemiyor insan… Daha önce de bu şehirden alınanlar var. Örneğin Basın İlan Kurumu Şube Müdürlüğü kapatılarak Eskişehir’deki medya kuruluşları Bursa Bölge Müdürlüğü’ne bağlandı… O zaman da şehrin aktörleri olarak gördüğümüz seçilmişler ve atanmış bürokratlardan ciddi anlamda ses yükselten çıkmadı. Bu konuyu daha önce gündeme getirerek bir çağrıda bulunmuştum. İktidarın kudretli yöneticilerinden de milletvekillerinden de ses çıkmadı. Anlıyoruz ki “karar vericiler” konuyu çoktan çözümlemiş..

İnsan açık söylemek gerekirse siyaset kurumunun eski güçlü ve muktedir simalarını arıyor. Kamuoyundan yükselen en küçük itirazı bile dikkate alıp Eskişehir’in hak ve menfaatlerinin savunulması için mücadele eden, sorun çözen o eski siyasileri arıyoruz desem…

Eskişehir’e yapılan yatırımlar ile övünmek yetmez, Eskişehir’den alınanlara da engel olmak gerekmez mi? Burada olması gereken gücün Eskişehir’de toplanmasından söz ediyorum. Yoksa elbette bir tasarruf gerekiyorsa gereği yapılır, ama Eskişehir bu tasarruflar yapılırken ihmal edilemeyecek kadar önemli bir şehirdir.

Ne PTT Bölge Müdürlüğü, ne de Basın İlan Kurumu dükkan kapatmaya, tasfiye etmeye benzemez. Gideni geri getirmek mümkün değilken, olanı da vermeye bir anlam yükleyemiyorum. Eskişehir ağzına bir parmak bal çalınarak, sırtı sıvazlanarak gönlü alınacak insanların yaşadığı bir şehir değildir. Benim itirazım bunadır. İster kabul edelim, isterseniz etmeyelim Eskişehir’den taşınan kurumların Eskişehir ekonomisine katkı verdiği gerçeğini kimse inkar edemez. PTT’nin hikayesini daha önce yazdım.. Bizim kuşakların zihninde ve gönlünde çok önemli yeri olan bu kurumun büyürken küçülmesinin hikayesini de anlattım. Değişime ve dönüşüme açık bir kurumun gelişmesinin başarı hikayesini de dile getirdim. Siyaset kurumunun görevi her gidene el sallamak değildir. Siyaset Eskişehir’de bu şehrin değerlerini ve varlıklarını korumak üzerine yapılmıyorsa görevini yapmıyor demektir.

Sadece ana muhalefet partisi mensupları tepki gösteriyor diye olana bitene sessiz kalmak da mantıklı bir gerekçe olamaz. Mesela tam çözüme kavuştu diye sevindiğimiz Kızılinler meselesinde bile tümseklerin yükseltilmesi her defasında yeni engellerin konulmasını da anlayabilmiş değilim.

Eskişehir’i önceleyen örneğin Kurtuluş Pazar yerinin çözümü ve Kızılinler ile ilgili yapılan işbirliklerini ne kadar umut verici bulmuştum. Çünkü biz şehrin sahibi değil emanetçileriyiz. Bu şehrin geleceğine yönelik olarak atılacak her adım ve bu şehre çakılacak her bir çivi umutlarımızı geleceğe taşımak adına önemliyken sessiz kalmak onaylamak anlamına gelmiyor mu?

Sorun yok, onaylayabilirsiniz de ama bunun sağlam gerekçelerini ortaya koyarsınız ve kamuoyunu ikna edersiniz olur biter. Elbette “eski berberden yeni traş” beklemek gibi bir derdimiz yok. Ancak bu şehre ve bu şehrin değerlerine sahip çıkacak cesur yüreklere ihtiyacımız var. Umarım birileri söz konusu cesareti gösterir.