ESKİ son zamanlarda yine gündemde.
Üstelik öyle böyle değil…
Gündemime almamak için ne kadar direndiysem gündemsiz geçirdiğim bir gün ESKİ bir şekilde yine gündemime girdi.
Yaşanan su kesintileriyle birlikte oklar doğrudan ESKİ’nin üzerine çevrildi.
Ama işin asıl tuhaf tarafı, meselenin su olmaktan çıkmış olması.
Sorun artık “su” değil.
Sorun sudan çıkarılıp bürokrasiye dönüştürülmüş bir kriz yönetimi.
Sorun çözüm aramak yerine suçlu aramaya odaklanan bir anlayış.
Bu süreçte okların ESKİ Genel Müdürü Oğuzhan Özen’e çevrilmesi de tesadüf değil.
“Görevini yapamıyorlar!”
“Yetersizler!”
“Yönetemiyorlar” söylemleri çok sık karşımıza çıktı.
Bir nevi kelle alma operasyonu izliyoruz.
Ama sormak gerekiyor!
Gerçekten sorun tek bir genel müdür mü?
Yoksa yıllardır biriken yapısal problemlerin faturası mı kesiliyor?
En tuhaf olan da şu…
Sadece görevini yapmayan ya da yapamayan ESKİ Genel Müdürü mü?
Başka kurumlar, başka yöneticiler, başka sorumlular bu tablonun neresinde?
Bakınız…
Hikmet Çelik için de görevden alındı, alınacak şeklinde dedikodular yayıldı.
Günlerce konuşuldu.
Peki sonuç?
Hâlâ görevinin başında.
Demek ki mesele sadece “görevini yapamamak” değil.
Demek ki mesele kimin hedef tahtasına konulduğu.
Ne yazık ki sorunla uğraşmak yerine kurumla uğraşan bir yapıya dönüşmüş durumdayız.
Sorunu çözmek yerine, sorumluyu değiştirmeye çalışan bir refleks hâkim.
Oysa isimler değişse de sorunlar yerinde duruyor.
Ve en tehlikelisi şu…
Bu anlayış devam ettiği sürece…
Bugün ESKİ konuşulur,
Yarın başka bir kurum…
Sorunlar kalır, isimler değişir.
Gerçek çözüm ise hâlâ masaya konulmayı bekler.