Ocak ayı enflasyon verileri açıklandı. Kasım ve Aralık aylarında yüzde 1’in altında açıklanan enflasyon ne olduysa TÜİK’e verilerine göre Ocak enflasyonu yüzde 4,84 oldu. Ocak ayı enflasyon verilerinin açıklanmasının hemen ardından daha önce, “Son 69 ayda ilk kez enflasyon verileri yüzde 1’in altında çıktı” gibi açıklamaları ile uyguladıkları programa övgüler düzenler, Ocak ayı verileri açıklanınca kabahatliyi de açıkladılar. Bakın enflasyonda bu defa suçlu kimmiş? Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Ocak ayı enflasyon gerçekleşmesinde, olumsuz hava koşullarının etkisiyle uzun dönem ortalamasının oldukça üzerinde artan gıda fiyatları ile dönemsel unsurlar belirleyici oldu” demiş…

Yani enflasyonun bu kadar yüksek çıkmasının sorumlusu “olumsuz hava koşulları” imiş. Havalar bir düzgün gitse enflasyon inmeye devam edermiş…

Yahu daha yüzde 27 arttırdığınız asgari ücret ile yüzde 12.19 arttırdığınız emekli maaşları daha insanların cebine girmeden eriyip gitti. Yani kaşıkla verdiğinizi kepçeyle geri aldınız. Maaş artışları daha insanların cebine girmeden yanlış politikalarınız yüzünden sabun gibi erimeye başladı.

Bir de; daha elektriğe, doğalgaza zam yapmadığınızı söylüyorsunuz. Onlara zam yapsanız, havaya, gazı ve elektriği de ekleseniz kim bilir ne olur? Bu arada emekli ve dar gelirli kesimlere vaatlerde bitmiyor. AK Parti Grup Başkanı TBMM’de düzenlediği basın toplantısında diyor ki, “Terörsüz Türkiye hedefine ulaştığımızda yakaladığımız huzur iklimi ve Gabar’dan çıkan 80 Bin varil petrol ve bulduğumuz doğalgaza harcadığımız 10 milyarlarca dolarlık ithalat bitecek bu de emeklilere refah olarak geri dönecek!”

Nasrettin Hoca fıkrası gibi… Yonca bitsin de herkes yesin öyle mi? Açık bir ifade ile yazıyorum, “Emekli, dul ve yetimler artık nefes alamıyor!” İnsanlar gerçekten terk edilmişlik hissiyle yaşıyorlar. Aldığı 500 bin TL ile geçinemediğinden dert yanan vekillerin, toplumu, “Şükürsüz ve nankör” olarak niteleyen siyasetçilerin olduğu bir ortamdan bahsediyoruz. Tamam, refaha ereceğiz de ne zaman? Toplum o kadar köşeye sıkışmış vaziyetteki kendisine uzatılan her mikrofona ağlıyor, sesini artık her yerde yükseltiyor ama duymak isteyen kim var derseniz, birileri hala “Yonca ekmekle” meşgul.

Neymiş efendim olumsuz hava koşulları sebebiyle enflasyon yükselmiş. Sanki olumsuz hava koşulları kasım’da Aralık ta yoktu? Olumsuz hava koşulları sadece Ocak ayında mı ortaya çıktı? Tabir yerinde ise iğneden ipliğe her şeyi vergilendirirken, para musluklarını dar ve sabit gelirli kesimler için sürekli kısarken ne diyorlar, “Ekonomik program!” Anlıyoruz ortada bir program var da bu programın faturasını neden hep garibanlar, yoksullar ödüyor?

Umudunu, “Karadeniz’deki gaz, Gabar’daki petrole” bağlayanlar vatandaşı ne duyuyorlar, ne de anlıyorlar. Elbette ki “Karadeniz’deki gaz da, Gabar’daki petrol yatakları” da önemli ona kimin itirazı olabilir ki? Ben emekli diyorum, asgari ücretli diyorum, yoksul, gariban diyorum. Bunların umutlarını geleceğe yatırım olarak izah etmeye kalkmak insan aklıyla dalga geçmek değil midir? 70-75 yaşındaki insanlar geçinebilmek için kapı kapı gezip iş arıyorlarsa onlara “Gaz çıkacak, petrol çıkacak” diyerek karşılık vermek “Yonca ekmekten” farksız bir şey değildir.

Türkiye’nin temel problemi sadece “adil bir paylaşım” dan doğru işletilen “sosyal devlet” anlayışından uzaklaşmak, geniş halk kesimlerinin sesine kulak tıkamaktan başka bir şey değildir.