Bayramınız nasıl geçti? Umarım iyi geçmiştir. Bayramda televizyon seyrederken tercihiniz “Recep İvedik”ten yana mı oldu, yoksa merhum “Kemal Sunal” klasiklerine devam mı ettiniz?

Siyasetin gündeminde “değişim” meselesi olunca bende on yıllardır her defasında büyük bir keyifle “ilk kez seyrediyormuşçasına” güldüğüm Kemal Sunal’ın filmlerinden, “Recep İvedik” serisine atlayarak kendimi “değiştirmeye” karar verdim. İlk başlarda alışmakta zorlansam da, seyrederken uyuklasam da madem toplum “değişim” istiyor, bende ayak uydurayım diye çabaladım. Aslına bakarsanız “değişen” hiçbir şey olmadı.

Mesela ben film tercimi değiştirince pazardaki patatesin, soğanın, domatesin, biberin, şeftalinin, kirazın, çileğin fiyatı azalmadı. Markette peynirin, zeytinin, sıvı yağın, çayın, şekerin, sütün fiyatında da bir değişiklik olmadı. Fırında ekmeğin, simidin fiyatı da düşmedi. Bayram tatili olunca bir tek döviz fiyatları yerinde saydı.

Emeklinin, esnafın, asgari ücretle çalışanın hayatında da değişen bir şey olmadı. Sadece bu kadar değil. TV’lerin haberlerinde tartışma programlarında da değişikliğe rastlayamadım. Yandaşlar “tozpembe” haberler sunarken, muhalifler “tozu dumana katarak” hızlarını alamadılar…

Sözüm ona spor medyasında “uçağın biri inip, diğeri kalkmaya” devam etti. Kimi “çilek” dedi, kimi, “pasta” çekti manşetlerine… Gerçek neydi derseniz? Merhum Karakoç’un ifadesiyle “Cümle şelek garibanın sırtında.”

Bugün bayramdan sonraki ilk iş günü. Söylem şu ; “herkes işinin başına marş marş!” Artık bu saatten sonra “ne Kemal Sunal, ne de Recep İvedik” filmleri yaranıza merhem olur. Değil gülüp eğlenmek, nefes almak için bile zamanımız olmayabilir. Çünkü hayat devam ediyor…

Siyaset cephesinde değişen bir şey olur mu? Hiç sanmıyorum. Ali ile Veli yer değişse ne olur? Altılı değil de 16 lı masa kurulsa ne olur? Emekliye TÜİK’ in açıkladığı enflasyon rakamlarına göre değil de onun iki katı zam yapsanız ne değişir? Sokağa bakıyorum mutsuz insanlar diyarında gibi hissediyorum kendimi. Bunu dillendirdiğimde bazı dostlar; “Olur mu canım? Git tatil beldelerine, eğlence merkezlerine her yer insan kaynıyor” değerlendirmesinde bulunuyorlar. Sanırsınız ki 86 milyon nüfusun yarısı tatilde, yarısı eğlencede… Anlamadıkları şey para ile mutluluğun sağlanabileceği inancına gerilemiş olmaları. Muhafazakar ve mütedeyyin insanların bile konuyu böyle değerlendirmeleri beni öylesine rahatsız ediyor ki. Onun için “gerilemiş” ifadesini kullanıyorum.

Nereden nereye gelmişiz? “Para da, konforlu yaşamda, hazırı tüketmede mutluluk tarifi” arayanlara diyecek söz bulamıyorum.

Asıl sorulması gereken soru, “bu hızla tüketim toplumu nerede duvara tostlar” sorusu değil midir? “Toplum olarak nereye gidiyoruz?” sorusunun cevabını araması gerekenler, “Git tatil beldelerine, eğlence merkezlerine her yer insan kaynıyor” değerlendirmesinde bulunurlarken Türkiye’nin kaymak tabakasının zenginliğine vurgu yapıyorlarsa vay halimize…

Bütün bunlardan sonra “Kemal Sunal filmi” seyretmeye devam edeceğim, eğer bulursam arada bir de “Recep İvedik” seyrederim..