Hazine ve Maliye Bakanı ekonominin dümenindeki kişi Mehmet Şimşek son enflasyon verileri üzerinden yaptığı açıklamada, “En zoru geride kaldı, dezenflasyon ekonominin her alanında görülmeye başladı” açıklaması yapmış.
Uygulanan ekonomi politikaları sürekli olarak sıradan vatandaşların daha doğrusu ücretli kesimlerin alım gücü üzerinden yelken açtığı için onların beklediği, “Dezenflasyon” yani “fiyat artış hızının düşmesinden” doğal ne olabilir ki? Vatandaşın elindeki para alım gücünü kaybettiği için mal ve hizmet alımlarında yavaşlamadan başka ne beklenir ki?
Bir başka iktidar milletvekili o da ekonomi uzmanı kesilmiş. Diyor ki, “Her şeyimiz var ne bekliyorsunuz!” Valla her şeyimiz var olmasına varda bir tek “onları alacak paramız yetmiyor!” Yine ekonominin dümenindeki Mehmet Şimşek 2026 yılının dar ve sabit gelirli kesimler için biraz daha rahatlama sağlayacağını söylüyor. Nasıl olacaksa? Doğrusu dar ve sabit gelirli kesimler için ulaşılması gereken mal ve hizmetler kapağı kapalı bal kavanozunun içindeki baldan farksız. Lokantanın önünden geçen ve nefis yemeklerin kokusuyla durumu idare etmekten öte bir durum söz konusu değil.
SSK ve Bağ-Kur emeklileri için öngörülen zam oranı yüzde 12.8’lik bir TÜİK verisinden başka bir şey değil. Memur ve memur emeklileri için ise yüzde 18.60’lık bir maaş artışı… Bakıyorsunuz rakamlar yükseliyor ama yükselen rakamların reel değerleri daha ücretler cebe girmeden eriyip gidiyor. Neymiş efendim; “2026 yılı daha iyi olacakmış!” Neye göre ve nasıl iyi olacak sorusunun cevabı var mı?
Aralık ayı enflasyon rakamları TÜİK tarafından açıklandığında bir sürpriz bekliyor muyduk? Cevabı hayır olan bir soruyu sormak bile saçma değil mi? Ama arada bir de biz saçmalama hakkımızı kullanabiliriz diye düşünüyorum.. Özellikle emekli maaşları konusunda devreye girmesi beklenen makam belli. Şimdilik Beştepe’den bu konuyla ilgili ses seda yok… Yani tünelin ucundaki son ışık umudu da her geçen gün zayıflıyor…
Öte yandan iğneden ipliğe her kesimden zam sinyalleri geliyor. Zaten kamu alacakları ile ilgili yeniden değerleme rakamını takip eden firmalar peşi sıra zamları yapıştırıyorlar. Bu arada 28 Bin 75 lira olarak belirlenen yeni asgari ücret çalışanların cebine Şubat ayında girecek olmasına rağmen daha bugünden belirlenen asgari ücretin bir aylım serüveninde 588 TL civarında bir alım gücü kaybından söz ediliyor. Diyelim ki asgari ücrette durum böyle. Ya emeklileri ne yapacağız? Hadi emekliler için 18 Bin 940 TL’lik en düşük maaş uygulamasından insanlar mutsuz… Bir de bu kesimde dul ve yetim maaşı alanlar var ya onların hali hepten kül... En düşük emekli maaşının en iyi ihtimalle yüzde 75’ni alanların 14 Bin 205 lira gibi komik bir kısmına talim etmek zorunda kalanlar ne yapsın?
İktidarın muktedir ortağının bir meclis üyesi şöyle diyor, “Utanıyorum!” Sahi bu kelime üzerinden geçtiğimiz günlerde TBMM’de çok ciddi bir polemik yaşandı yaşanmasına da neyse… Oraya girersek işin içinden hiç çıkamayacağız. Utanılacak o kadar çok şey var ki hayatta. Ama bazılarının yüzü bile kızarmıyor desek…
Ben şahsen şimdilik tünelin ucunda bir ışık falan göremiyorum. Ancak bu hiç tünelin ucunda ışık görmeyeceğiz anlamına da gelmiyor. Vakti geldiğinde ışık da görünür tünelden de çıkarız inşallah.