Seçimlerin üzerinden bir ay geçti. TBMM’nin yeni dönemi milletvekillerinin yemini, meclis başkanının ve komisyonların seçimi resmen başladı. Cumhurbaşkanlığı seçimi tamamlandı, hükümet üyelerinin ataması gerçekleşti, bakanlar mecliste yemin etti. Süreç normal mecrasında devam ediyor. Özellikle ekonomi yönetiminin başına getirilen isimler muhalefet partileri tarafından da olumlu karşılandı denilebilir. Yeni isimlerin eski politikalara dönüş sinyali verdiğinden, bundan önceki ekonomi yönetiminin kötü gidişata dur diyememesinden kaynaklanan sıkıntıların giderilebileceği umudundan söz edildi. Bu arada döviz kurlarındaki yükseliş ihracatçıyı memnun ederken garibanın, asgari ücretlinin ve ekmelinin ekmeğini her geçen gün biraz daha küçültmeye devam ediyor.
Kamu çalışanları da özel sektörde asgari ücrete mahkum evine ekmek parası götürme derdinde olanları da özellikle de emeklileri de aldı bir kaygı gidiyor. Her ne kadar “emekliyi, çalışanı, memuru enflasyona ezdirmeyiz” açıklamaları yapılıyorsa da enflasyon bu kesimlerin hepsini zaten ezdi geçti. İkincisi eğer TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarına ezdirilmeyecek deniliyorsa ki, resmi açıklama yapabilen ve dikkate alınacak olan tek kurum o. İşte o zaman “yandı gülüm keten helva!”
Sokağa çıkın TÜİK’in özellikle enflasyon verilerine inanan kaç kişi bulabilirsiniz? Çünkü son dönemde kamu kurumları arasında inandırıcılığını en çok yitiren kurumların başında TÜİK geliyor. Vatandaş yaşadıkları ile açıklanan resmi rakamları karşılaştırdığında aradaki makasın ne kadar büyüdüğünü görüyor.
Bu arada hemen iktidar yanlısı gazetelerin pek çoğunda “emekliye müjde!” başlığıyla verilen haberler tabir yerindeyse “kabak tadı” verdi. Müjde dedikleri şey emekli maaşları ile lütfedilen 2 Bin TL’lik bayram ikramiyesi. İkisini birleştirsen bir kurban parası etmiyor zaten. Bunun her tarafı müjde olsa ne olur, olmasa ne olur? Emekli bu paraları alıp bayramda ihtiyaçlarını giderdiğinde diğer ayın başını nasıl getireceğini kara kara düşünüyor. Emekliler zaten asgari ücretin altında bir ücrete razı olmak durumundalar. Evi olmayan kirada oturan bir emekli iseniz vay halinize. Sağdan soldan duyuyorum bazı emekliler zorunluluktan şartları uygun olan çocuklarının yanına taşınmak zorunda kalmaya başlamışlar bile… Bizi kıskananların emeklileri aldıkları maaşlar ile dünyayı gezerken bizim emekliler sadece günü nasıl kurtarırız hesabı içerisindeler. Gidin parklara moralsiz, kara kara düşünen emeklilerden geçilmiyor. Bir simit ve bir bardak çayın 10 TL olduğunu varsaysak sadece durumu idare etmek için bile aldıkları ücretler yetmez. Bu arada eli ayağı tutan çalışabilen emekliler askıcılıktan, ocakçılığa, kuryelikten, tarla işçiliğine kadar nerede iş bulurlarsa oraya savruluyorlar. İş gücünden düşmüş ve yapacak bir şeyi olmayanlar ise çarşı pazar gezip “askıda ekmek” arıyor. Pazar meselesini söylemiyorum bile. Geçtiğimiz gün emekli bir dostumuzla sohbet ediyoruz. Konu ister istemez geçim meselesine geldi. Pazara gittiğinde her şeyi 20 TL’lik aldığını ve sadece temel ihtiyaçlarını karşılamakta bile çok zorluk çektiğini belirterek, “çoluk çocuğa mahcup olmamak için aldıklarımız da büyük ölçüde onlar gelince çıkarıyoruz” derken dokunsanız ağlayacaktı. Bunları abartarak yazdığımı düşünenler ile bir günü beraber geçirmeye razıyım. Ne yazık ki gerçek böyle.
İşte bu şartlar altında vatandaş süratle sorunların çözümü için destek bekliyor. Çözümün adresi de belli. Daha seçimlerin ertesi günü, “Seçimi neden kaybettik özeleştirisi” yerine “seçim mağlubiyetinin faturasını kime keseriz?” arayışlarına giren muhalefet partileri değil. Çözümün adresi yaşanan onca sıkıntıya rağmen vatandaşın bir kez daha iktidar yetkisi verdiği AK Parti iktidarı. Bakalım enflasyon gerçekten düşecek mi? Vatandaş yeniden tıkanan nefes boruları açılarak hayata döndürülecek mi?