Geçtiğimiz Temmuz ayında en düşük emekli maaşı 16 bin 881 TL’ye yükseltildi. Asgari ücret aynı dönemde 22 Bin 104 lira olarak uygulanıyordu. Arada tamı tamına 5 Bin 223 Lira olarak fark mevcuttu. Daha net bir ifade ile uygulanan asgari ücretinde altında bir rakama emekliler mahkum edilmişti. Çalışanlar için uygulanan en düşük ücretin altındaki bu ücrete asgari ücret desek daha mantıklı olur diye düşünüyorum.
Yeni yıl önceki en çok merak edilen konulardan birisi emekli maaşlarıydı. Beklentilerin aksine emekliye çıka çıka yüzde 12.19’luk bir enflasyon farkı çıktı. O da TÜİK verilerine göre. Emekliler zaten umutsuzdu, açıklanan rakam onların hayallerini de alıp götürdü. En düşük emekli maaşı olarak verilen 16 Bin 881 TL’ye bu enflasyon farkını eklediğinizde ortaya çıkan rakam 19 Bin lira bile olmayınca doğal olarak kamuoyundan tepkiler yükseldi. Kamuoyundan yükselen tepkiler üzerine iktidar kanadı en düşük emekli maaş uygulamasını 20 Bin liraya yükselteceğini açıklayarak tepkileri göğüslemek ve birazda dindirmek için harekete geçti. İktidar temsilcilerinin iki büyük lafı var. Birincisi “Emeklimizi, çalışanımızı enflasyona ezdirmedik” bir diğeri de, “86 milyon için en iyisini yapmaya gayret ediyoruz!” Bu arada en düşük emekli maaşıyla asgari ücret arasındaki 5 bin 223 liradan 8 Bin 75 liraya çıkıyor. Yani makas daralacağına yapılacak düzenlemeye rağmen daha da açılıyor. Hem de yüzde 20 ‘ler civarındaki bir enflasyon öngörüsüne rağmen…
Tamam, en düşük emekli maaşını 20 Bin liraya yükselteceksiniz de arada kalanların ne günahı var? Yüzde 12.19’luk zamla yetinmesini istediğiniz kesimlerin suçu ne… 20 Bin liranın altında maaş alanı 20 Bin’e tamamlıyorsunuz da 20 Bin Lira maaş alanları niye ihmal ediyorsunuz. Sakın yanlış anlamayın, “En düşük emekli maaşlarına yapılan zamlar yeterli falan demiyorum.” Bu ülkede emeklilerin de insanca yaşayabilecekleri bir ücreti hak ettiklerini düşünüyorum. Sizin öngördüğünüz kadar değil, insanların taleplerini karşılayacak bir ücreti bu ülkenin verebileceğini düşünenlerdenim. Birilerinin, “Dar ve sabit gelirli kesimler harcama yapmayı bilmez, dolayısıyla enflasyon azar” diyenleri de, “Demek ki kuru ekmek yiyebiliyorlarsa yiyecek bulabiliyorlar” diyenleri de gördük ama o kadar da değil.
Benim itirazımın temelinde sistemin adaletsizliği üzerinden yapılan polemiklere.. Adaletsiz bir sistemi düzeltmek yerine bir kısım insana “sus payı” vererek sorunu çözdüklerini düşünlerin yanıldıklarını hatırlatmak istiyorum. Bu ülkenin tüm kesimlerinin hak ettiği iyi bir yaşam şartının en alt gelir gurubuna mensup insanları için de geçerli olduğunu söylüyorum.
Her şey bir tarafa 20 Bin lirayı savunurken” Emeklilerimizin hassasiyetini sömürerek değil, onların buradaki duygusu üzerinden bir aldı kaçtı siyaseti yürüterek değil, hesabımızı kitabımızı yaparak, her zaman emekli büyüklerimizle bir araya gelerek, onların sorunlarını, onların beklentilerini bizzat dinleyerek ve çözümü de en makul Türkiye'nin imkanlarının en üst düzeyinde gerçekleştirerek yapmayı hedefliyoruz" diye konuşmaları gerçekten insanın zoruna gidiyor.
Yahu Türkiye fakirini, fukarasını, açını doyuracak güce sahiptir. Emeklisini de mağdur etmez elbette ama gerçekler ortada. 500 Bin liraya yakın emekli+ maaş alarak yaşayan milletvekillerinin bile sızlandığı ekonomik koşullarda 20 bin lira en düşük emekli maaşını savunmak bir komik olmuyor mu? Bu tartışmaları okudukça, duydukça , “acaba anormallik ben de mi?” diye kendi kendime sormadan edemiyorum.