Türkiye’nin en önemli sorunlarından birisi yüksek enflasyon. Enflasyonla mücadele konusunda da Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası en yetkili kurumlar. Geçtiğimiz Kasım ve Aralık aylarında yüzde 1’in altında açıklanan enflasyon rakamları Ocak ayında nerede ise yüzde 5’lere kadar çıktı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek Ocak ayı enflasyonun kendileri açısından bu kadar yüksek çıkmasının gerekçesini açıklarken, “Olumsuz hava koşullarından” söz etti.
Ekonomi yönetimi bu Şubat’ı da boş geçmedi. MB, yüzde 16 olan 2026 yıl sonu enflasyon hedefini revize etti, yüzde 15-21 aralığına yükseltti. Uzmanlara göre bu en az yüzde 21, hatta her sene olduğu gibi daha da yüksek çıkacak enflasyon demek. Bu tabloya göre enflasyonda tek hane 2027 için de hayal olacak. Enflasyon hedefi daha yılın ikinci ayında revize edilirken bu sefer akla mantığa uygun bir bahane de bulamadılar! Bakın suçlu kim, sebep ne?! Yastık altı için alınan altınlar ve Ramazan alışverişleri! Anlayacağınız suçlu yine vatandaş.
Bizim çocukluğumuzun en önemli eğlencelerinden birisi “bilmece oyunlarıydı.” Öyle televizyon, cep telefonu, bilgisayar gibi teknolojik ürünleri bizde çocuklarımız ve torunlarımızla birlikte keşfediyoruz. Bizim yazının başlığı da çocukluğumuzdaki bilmeceler gibi oldu.”Bakın bakalım yastığınızın altında ne var?” Öyle böyle değil sözü edilen yastık altı rezerv 600 milyar dolar civarındaymış.
Sabah yataktan kalkınca eşime sordum, “Yastığın altını kontrol ettin mi?” Gariban şaşkın, “Ne varmış yastığın altında?” cevabını verdi. Sorduğuma soracağıma pişman oldum. Durumu kurtarıncaya kadar akla karayı seçtim. Bizim muhabir arkadaşlarımızdan İlksen Akkan’a takıldım; “Sabah yastığın altını kontrol ettin mi?” Bizimkisi uyanık sorudaki cinliği fark etti, “Ağbi olsa valla dükkan senin” cevabını yapıştırıverdi.
Hem , “Altın yenir mi, içilir mi? Sahi o nasıl bir şey?” Onun rengini de şeklini de unutalı çok oldu. Yahu arkadaşlar altın alanlar alıyorsa onu tasarruf amaçlı alır, onun da enflasyona pozitif değil negatif etkisi olur.. Madem bir mazeretiniz var, bari inandırıcı bir şeyler söyleyin de bizlerde inanmasak bile inanmış gibi yapalım. Vatandaş bırakın altın biriktirmeyi, altın-alıp satmayı; evine ekmeği zor götürüyor. Sabah fark ettim bir simit 20 liradan satılmaya başlanmış. Ramazanın başlamasına sayılı günler kala sokağa çıkın bakın neler yaşanıyor? Sadece son 7 yılda en düşük emekli maaşı alanların sayısı iki katına çıkmış. Bu rakamda 16 milyon 250 bin emeklinin yüzde 30’una denk geliyor. Bu rakamın içinde 20 bin lirayı 1 lira geçenlerin sayısı yok…
Ev kiralarının bir emekli maaşına denk geldiği zamanda kim yastık altına bir şeyler alıp atsın? Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın geçtiğimiz günlerde kişi başına gelirin ortalama 18 Bin dolara yaklaştığını söylediğini de hatırlıyoruz. Ekonominin dümenindeki kişilerin söylediklerine bakarsanız memlekette her şey güllük gülistanlık. Memleketin güllük gülistanlık olmaması için de aslına bakarsanız bir sebep yok. Türkiye gerçekten güçlü ve zengin bir ülke ama en önemli sorunumuz da bu gücün eşit demiyorum ama adil bir şekilde dağıtılmamasıdır.
Bizim çocukluğumuzun en ilginç bilmecelerinden birisi, “Bir sepette 10 yumurta var. Altı çıkınca kaç tane yumurta kalır?” şeklindeydi. Malum sepetin altı çıkınca elde kalan bir şey olmaz. Ülkede sepetin altı çıkmış kimse farkında değil, ya da farkına varmak istemiyorlar.
Sözün özü ben her sabah kalkınca “yastığın altını kontrol ediyorum” bir şey göremiyorum. Sahi ekonomi yönetiminden başka yastık altındaki altınları görebilen var mı acaba? Gören varsa bize de söylesin…