Ülkede son günlerde enteresan olaylar yaşanıyor.

Her güne yeni bir gözaltı, tutuklama haberiyle uyanıyoruz.

Kayyumlar bütün ülkede yaşandığı gibi Eskişehir’e de sıçradı.

Dün Eskişehir’de de ani bir gelişme yaşandı.

Eskişehir’de, Eskişehir Bilim Kültür ve Sanat Vakfı’na (ESBAV) bağlı olarak faaliyet gösteren Özel Çağdaş Okulları’na mahkeme kararıyla kayyum atandı.

Eskişehir’de faaliyet gösteren diğer medya kuruluşlarıyla birlikte bizler de yayına verdik.

Çağdaş Okulları açıklama yaptı ve “Son günlerde basın ve sosyal medyada yer alan ‘Özel Çağdaş Okulları’na kayyum atandı’ yönündeki haberler gerçeği yansıtmamaktadır. Okulumuzla ilgili böyle bir durum söz konusu değildir. Eğitim-öğretim faaliyetlerimiz planlandığı şekilde devam etmektedir” dedi.

Elbette okul eğitim ve öğretim hayatına devam edecek.

Aksama olamaz.

Burada anlaşılmayan husus şudur.

Evet, Çağdaş Okulları'na yapılan direkt bir kayyum ataması yok fakat onun bağlı olduğu vakfa kayyum atamak demek okulun da bu anlayıştan etkileneceğini gösterir.

Çünkü okulu vakıf yönetiyor.

Böylesi bir durumda okula da “dolaylı yoldan” kayyum atanmış olmuyor mu?

Çağdaş Okulları demek Yılmaz Büyükerşen demek…

Eğitim, Sağlık ve Bilimsel Araştırma Çalışmaları Vakfı'nda yönetim kurulunda bulunan Yılmaz Büyükerşen ile birlikte 6 kişi görevden alınıyor.

Özel Çağdaş Okullarının da bünyesinde bulunduğu vakfa ise Serpil Karaer kayyum olarak atanıyor.

Böylesi bir durumda Büyükerşen yönetimden uzaklaştırılıyor.

Bu aslında siyasi bir gelişmedir.

Elbette okulun eğitim anlayışı da bu atamalardan etkilenecektir.

Bu yalnızca bir görevden alma değil; aynı zamanda bir sembolün tasfiyesi anlamına geliyor.

Çünkü Çağdaş Okulları sadece bir eğitim kurumu değil, yıllar boyunca Eskişehir’in çağdaşlıkla, bilimle, laiklikle özdeşleşmiş vizyonunun da bir yansımasıydı.

Kurucuları arasında yer alan, kente damgasını vurmuş bir isim olan Yılmaz Büyükerşen’in bu yapının dışına itilmesi, aslında o vizyona dönük daha geniş bir müdahaleyi işaret ediyor olabilir.

Elbette mahkeme kararlarına saygı duymak gerekir.

Ancak burada kamuoyunun merak ettiği asıl soru da göz ardı edilmemeli:

“Bu karar eğitim faaliyetlerini nasıl etkileyecek?”

Bildiğimiz tek nokta şudur:

Eğitime müdahale, geleceğe müdahaledir.

Bu yüzden meseleye yalnızca hukuki değil, aynı zamanda toplumsal bir hassasiyetle yaklaşmak gerekiyor.

**********************************************************************

Kuantum Özge der ki:

“Bekledim, gelmedi.”