Kimse yanlış anlamasın. Kabul etmek gerekir ki Anadolu Üniversitesi bu şehrin gelişmesinden çok önemli katkıları olan ve Eskişehir’in en önemli değerlerinden birisi. Geçtiğimiz Perşembe akşamı tam 68 yıllık bir başarı hikayesinin özetini dinledik. Üniversitenin İletişim Bilimleri Fakültesi’nden mezun olduktan sonra yine yıllar sonra bir hoca olarak üniversitenin rektörlük koltuğuna oturan Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel ile birlikte davet üzerine Eskişehir’den çok sayıda meslektaşımızla birlikte İstanbul’un yolunu tuttuk. Hem 10 Ocak Gazeteciler Günü’nü kutlamak hem de göreve geldiği günden bu yana yaptıkları çalışmaları anlatmak için Rektör Prof. Dr. Adıgüzel’in neden İstanbul’u seçtiğini programa katıldıktan sonra anladık. Aslında İstanbul merkezli yayın yapan televizyonlar ile yazılı medya temsilcilerinin de programa yoğun bir ilgi gösterdiklerine tanıklık ettik hep birlikte. TRT’den TV100’e CNN Türk Televizyonu’ndan Haber Türk’e pek çok yayın organı temsilcisini bu toplantıda görmenin önemini anlatmaya gerek var mı bilmem. Ama bildiğim ve gördüğüm kadarı ile söz konusu Anadolu Üniversitesi olunca ilgi gerçekten tahmin ettiğimizin çok üzerinde gerçekleşti.

Rektör Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel ve Üniversite ekibi bu toplantıya gerçek anlamda çok ciddi bir hazırlık yapmışlardı. Bunu toplantının son bölümünde soru cevap bölümündeki ilgiden anladık. Örneğin CNN Türk’ün Yeşil Kuşak programının yapımcısı Eskişehir turizmini ve Üniversite’nin konuya olan ilgisini sorgularken Frigya Vadisi’nin neden değerlendirilemediğini sordu. Bu ayrıntı gerçekten benim için çok dikkat çekiciydi. Katılımcılar arasında yer alan TV100 spikerinin sorduğu sorular, diğer gazeteciler tarafından medyanın dünü ve bugününün sorgulanması bana göre gerçekten çok değerliydi.

Asıl sunumun başarısını ise şöyle özetleyebilirim. Rektör Prof. Dr. Adıgüzel sadece 1 yılda yapılanları değil Üniversite’nin geçmişten bugüne hikayesini de anlattı. Geçmişin üzerine inşa edilen başarı hikayelerine bolca yer verirken kullandığı bir cümle Sayın Adıgüzel’in vefa duygusunun ne kadar yüksek olduğunu ortaya koyuyordu. Rektör Prof. Dr. Adıgüzel daha basın toplantısının başında, ”Göreve geldiğimiz günden bugüne 1 yılda yapılanların hesabının vermek ve daha önceden yapılan güzel işleri sürdürmek ve yeni alanlar açmak hedefindeyiz!” cümlesini kurdu.

Başkaları için ne anlama gelir bilmem ama benim için geçmişle gelecek arasındaki en sağlam köprü görevini görecek vefa duygusunun ince bir söylemi olarak hafızamda yer etti. Özellikle dünyaya açılan ve “Global Kampus” olarak nitelediği yine çağın gereklerine göre yeniden yapılanma çabalarının meyveleri üzerinden çok güzel ifadeler kullandı. Global Kampus’un dünyanın her tarafına digital dünyanın nimetlerinden faydalanarak, “Türkçe’nin yaygınlaşması ve öğrenilmesi” konusunu anlatmasını da çok değerli buldum. Türkçe’nin dünyada en çok konuşulan diller arasında yerini almaya başladığı bu konuda Türkçe’nin doğru anlaşılması ve konuşulması için yaptıkları çalışmaları eğitimle taçlandırmaları gelecek adına çok olumlu adımlar olarak değerlendirilebilir. Bu arada Türkiye’nin en çok dizi ve film ihraç eden ülkeler arasında yer aldığını dizilerin dünyanın her yerinde Türkçe’nin öğrenilmesinde önemli katkılar yaptığını Yusuf hocanın açıklamalarından öğreniyoruz.

Bir başka önemli nokta da Üniversite’nin sürekli olarak kendini yenilemesi ve çağın ihtiyaçlarına göre arz talep dengesinin kaybolduğu bölümlerin kapatılarak çağın ihtiyaçlarına cevap verecek yeni bölümlerin açılması konusunda yürütülen çabaların artarak devam etmesiydi. Anadolu’nun bağrında kurulan ve Anadolu’nun güçlü hikayesi Üniversitemizin küçülerek büyüdüğünü öğrenmiş olmak beni şahsen çok mutlu etti. Başta Rektör Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel olmak üzere emeği geçen herkesi yürekten kutluyorum. İyi ki Anadolu Üniversitemiz var ve hep var olsun…