Sakarya Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Hakkı Sağlam bir televizyon kanalı çıkışında saldırıya uğradı.
Bu saldırı sadece bir gazeteciye değil, doğrudan özgür basına, halkın haber alma hakkına yapılmıştır.
Son dönemde gerçekleri yazan, kamuoyunu bilgilendirme görevini yerine getiren gazeteciler ciddi bir baskı altında.
Kalemler kırılmak, sesler susturulmak isteniyor.
Tehdit, şantaj, karalama ve şimdi de açık şiddet…
Kötülükten beslenenlerin yöntemi de her zaman aynıdır.
Önce korkuturlar, sonra sindirmeye çalışırlar.
Olmazsa saldırırlar.
Hakkı Sağlam’ın da belli ki birilerinin tekerine çomak soktuğu rahatsız edici gerçekler vardı.
Ve onu yalnız yakaladılar.
Bu saldırıyı en ağır şekilde kınıyorum.
Şiddetin hiçbir gerekçesi, hiçbir mazereti, hiçbir bahanesi olamaz.
Kimden gelirse gelsin, kime yönelirse yönelsin, şiddet suçtur.
Emniyet güçlerinin olaya yakından ilgilendiğini biliyoruz.
Faillerin en kısa sürede ortaya çıkarılacağına inanıyoruz.
Çünkü bu ülkede kimsenin yaptığı yanına kâr kalmamalı.
Ne yazık ki yaşananlar bununla sınırlı değil.
Yaklaşık bir haftadır ben de çeşitli baskılar altındayım.
Sosyal medya üzerinden şahsımla ilgili asılsız iddialar, iftiralar dolaşıma sokuluyor.
Başta çok önemsemedim.
Çünkü biliyorum.
Kötüler karanlıkta büyür, gürültüyle beslenir
Ancak geçtiğimiz günlerde sosyal medya hesabıma yönelik açık bir dijital saldırı yaşadım.
Şifrem kırılmaya çalışıldı.
Twitter üzerinden arka arkaya, ısrarla doğrulama kodları gelmeye başladı.
Durumu teknik olarak sorguladığımda, hesabımın ele geçirilmeye çalışıldığı yönünde net uyarılar aldım.
Güvenlik önlemlerimi hemen artırdım.
Ama yaşadığım gerginliği inkâr edemem.
Bunu sosyal medyada paylaştım ancak fazla büyütmedim.
Çünkü elimde doğrudan bir kanıt yoktu.
Sessiz kalmayı tercih ettim.
Bir haftadır içimde açıklayamadığım bir huzursuzluk var.
Birine anlatsam “abartıyorsun”, “paranoyaklık yapma” diyeceklerini bildiğim için sustum.
Ve ardından Hakkı Sağlam’a yapılan saldırı yaşandı.
Artık susmak değil, konuşmak gerekiyor.
Bugün gerekli mercilere, şüphelerim doğrultusunda suç duyurusunda bulunacağım.
Yaşananların aynı odaklardan kaynaklanıyor olma ihtimali göz ardı edilmemeli.
Şunun altını kalın harflerle çizmek istiyorum.
Özgür basın susturulursa, suçlular cesaret kazanır.
Gazeteciler tehdit edilirse, gerçekler karanlığa gömülür.
Kalemler korkarsa, toplum körleşir.
Bizim görevimiz suçlulara itibar kazandırmak değil, onları ortaya çıkarmaktır. Şiddete boyun eğmek değil, hukukun ve demokrasinin yanında durmaktır.
Basın özgürlüğü bir lütuf değil, anayasal bir haktır. Ve bu hak; tehditlerle, saldırılarla, korkuyla gasp edilemez.
Kalemimizi kırmak isteyenlere karşı söyleyecek çok şey var ama şimdilik şunları söyleyelim.
Gerçekler er ya da geç yazılır.
Ve şiddet hakikati asla susturamaz.
Hakkı ağabeye yeniden geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum ve şöyle tamamlıyorum sözlerimi: “Kötüler karanlıkta büyür Hakkı ağabey… Sen doğruları ve gerçekleri yazmaya devam et!”