Orman Bölge Müdürlüğü tarafından Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy riyasetinde, “Sevdamız Yeşil Vatan!” adlı bir proje hayata geçirilirken Orman Bölge Müdürlüğü tarafından vatandaşlara yine fidan dağıtım etkinliği düzenlendi.
Son yıllarda yeni yeni kavramlar edinmeye başladık. Denizlerimizi önceleyen “Mavi Vatan” gökyüzünü önceleyen, “Gök Vatan” şimdide topraklarımızı yeniden yeşillendirme hamlesiyle, “Sevdamız Yeşil Vatan!” başlıklı yeni bir kavramla tanıştık..
Türkiye’nin toplam karasal büyüklüğünün son verilere göre yüzde 33’ünün ormanlar ile kaplı olduğunu biliyoruz… Ve her yıl yanan miktarını bilemediğimiz kadar alandaki ormanlarımızın azalmasıyla birlikte ortaya çıkan kuraklık ve çölleşme tehlikesine karşı mutlak önlem almamız gerektiğini yetkililer en az bizim kadar biliyordur… İşte bu sebeple ülkenin yanan ormanları değil akciğerleri olduğunu hep yazıp çiziyoruz.
Son yaz da ormanlarımızı gözü gibi koruyan orman çalışanlarından 10 tanesini Eskişehir’in sorumluluk bölgesi içinde orman yangınlarında şehit verdik. İşte o gün sadece ciğerlerimiz değil yüreğimizde yanmıştı. Türkiye’de sık sık tartışılan iklim değişikliği ve iklim krizi diye tanımlanan bir sorunumuz olduğunu biliyoruz. Bunun sebebi de sürekli olarak kaybettiğimiz orman varlığımız, bunu da artık bilinmeyen bir tarafı yok. Bir ormanın yetişip olgunlaşması için ortalama insan ömründen daha fazla zaman gerektirdiğini de biliyoruz. Yeni doğmuş bebeğe bakar gibi, bir bebeği besler gibi incelikte özenle yetiştirilmesi gereken ormanlarımızın açık tehditlerden korunması içinde önlem almalıyız. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde bizdeki kadar büyük ve tahrip gücü yüksek orman yangınları belki on yılda bir olurken bizim ülkemizde ise her yaz mevsimini yürek sızısı ile geçiriyoruz.
Yunanistan’da, İtalya’da, İspanya’da bazen de ABD ve Avusturalya da zaman zaman büyük orman yangınlarına tanıklık ettiğimiz oluyor ama onlar yaralarını bizden hızlı sarabiliyorlar… Bizde “yeşil vatanın” korunması ve geliştirilmesi konusunda çok ciddi çabaların olduğunu bilmekle beraber zaman zaman aklıma, “Acaba bir ihmal söz konusu mu?” sorusu takılır…
Havamızı, suyumuzu ve bitki örtümüzü etkileyen ormanlarımızın geliştirilmesi için adım atılırken mevcudun korunması konusunda da gerekli hassasiyetin gösterilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yeşil vatanın korunması sadece devletin imkanları ile yapılabilecek bir şey değil. Sivil Toplum Örgütleri başta olmak üzere tam anlamıyla sürdürülebilir bir toplumsal seferberliğe ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Dikilen her fidan yeşil vatanımızı daha güçlü ve muktedir bir hale getirebilir. Bu konuda projelerin üretilmesi ve desteklenmesinin yanı sıra vatandaşlar olarak her birimizin sorumluluk alması ve taşın altına elimizi koymamız gerekir. Çünkü bu vatan hepimizin ve gelecek nesillerimize emanet olarak bırakabileceğimiz tek mirasımızdır. Öyle bir vatanımız var ki, öyle bir coğrafyaya sahibiz ki bu bizler için Allah’ın lütfudur. Kıtaların birleştiği, insanlık tarihinin kalbinin attığı, medeniyetlerin beşiği Anadolu Coğrafyasını gerçek bir yeşil vatana dönüştürmek için hep birlikte ayağa kalkma zamanıdır. Atalarımızdan miras, çocuklarımızdan ödünç aldığımız bu cennet vatanı gerçek bir “yeşil vatana” dönüştürmek hepimizin boynunun borcudur.
Gelin hep birlikte bunu başaralım ve “Sevdamız Yeşil Vatan” iddiasının altını hep birlikte dolduralım. Atılan bir adımı devasa bir kampanyaya dönüştürelim..