Kar şöyle bir yüzünü gösterip kaçtı ya… Ona bile mutlu olduk hep birlikte… Eskişehir için bu kış başka bir kar yağışı olur mu, olmaz mı bilmiyoruz. Ama temennimiz odur ki kar yağsın hem de lapa lapa… Elbette fakir fukara için, ısınma, barınma problemleri olan sahipsizlerimiz için üzülürüz. Ama onları belki de sosyal dayanışma ile yerel yönetimlerin ve sosyal yardım kuruluşlarının destekleri ile koruyabiliriz. Ancak geleceğimiz adına, yarınlarımız adına Eskişehir’in yüzleşmesi gereken “Kuraklık” tehlikesinin bertaraf edilmesi adına atılması gereken adımlardır. Kar olmayınca ekinlerimiz bodur, tarlalarımız susuz ve geleceğimiz ne yazık ki umutsuzdur…
Güncel konuları yazmak kolay. Kimin eli kimin cebinde iki kulis bilgisiyle değerlendirmeler yapabiliriz. Ancak böylesine önemli ama kimilerince marjinal konuları gündeme getirmek de bizim görevimiz. Daha bir gün önce gündeme getirmeye çalıştığım Eskişehir’in “su fakirliği” meselesine Eskişehir Çevre Derneğinden daha somut veriler ile parmak basıldı. Eskişehir Çevre koruma ve Geliştirme Derneği Başkanı M. Sadık Yurtman düzenlediği basın toplantısında Eskişehir’deki barajların doluluk oranlarının kritik bir seviyeye indiğine dikkat çekerek son kar yağışının beklentileri karşılamaktan uzak olduğunu belirtiyor. Yurtman daha sonra, “Ne kadar kar yağmasını beklesek de bugün gördüğünüz gibi kısa süreli bir yağış oldu ve ardından güneş açtı. Porsuk Barajı’nın yüzde 30, Çatören Barajı’nın yüzde 17 ve Kunduzlar Barajı’nın ise yüzde 7 seviyesinde. Yani susuzluk kapımızdadır. Bu soruna hükümet olarak, belediyeler olarak ve vatandaşlar olarak bir an önce çözüm bulmamız elzemdir” ifadelerini kullanmış.
Eskişehir’in en önemli su kaynağı neresi? “Porsuk Barajı değil mi?” Bundan 50 yıldan fazla zaman önce yapımı tamamlanan ve hayatın olağan akışına göre büyük ölçüde ekonomik ömrünü tamamlayan, zemininde oluşan ağır metalleri de içeren tortular sebebiyle kullanıma sunulacak suyun arıtılması çalışmalarında maliyetin sürekli yükseldiği bu barajın Eskişehir’in ihtiyacını daha kaç yıl karşılayacağını düşünüyorsunuz?
Eskişehir’de merkezi iktidarın temsilcilerinin muhalefet partisi mantığı ile mevcut durum üzerinden siyaset yaptığını hepimiz görüyoruz. Geçtiğimiz günlerde yaşanan bir arıza sebebiyle 48 saate yakın bazı mahallelere su verilememesinin üzerinden sosyal medyada kopartılan kıyameti hatırlıyoruz değil mi? Böylesine kolaycı bir anlayışla siyaset yapmak yerine Eskişehir için olmazsa olmaz devlet projelerinin arayışında olması gerekenler gerçekten asıl görevlerini yerine getiriyor mu?
Sahi aklımıza gelmişken soralım. Şu Çifteler Sakarıbaşı çalışmaları ne alemde? Orada bir çalışma başlatılmıştı diye biliyorum. Orada sorunun çözümü için hangi adımlar atıldı? Bir açıklama yapılsa da öğrensek.
Eskişehir için iktidarı ile muhalefeti ile gerçekten sadece havanda su dövülüyor. Kuraklık diyorsun başka telden, kentsel dönüşüm, deprem kapımızda diyorsun bir başka telden, çevre yolu diyorsun oda başka telden yankı buluyor Eskişehir’in semalarında. Kurumlar bir bir elimizden alınıyor herkes, “görmedim, duymadım, bilmiyorum” havasında. Kimse gerçekten görevini yapmadığı gibi bazıları sadece “mış gibi” yapıyor. “Mikro siyaset” yapması gerekenler “Makro siyaset”, “Makro siyaset” yapması gerekenlerde “mikro siyaset” yaparak Eskişehir’in sorunları ile pinpong topu gibi oynayarak vakit dolduruyorlar. Sonra da “Eskişehir çok seviyoruz, Eskişehir kıymetlidir” edebiyatı ise gırla gidiyor. Ne yazık ki Eskişehir de bu acı gerçeğini yaşıyor ve görüyoruz.